Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Vücudumuzun enerji ihtiyacı; yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri olan karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan bu besin öğelerinin en önemlisi; “glukoz” adı verilen basit şekerdir. Glukoz, başta beyin olmak üzere, vücudun tüm organlarının önemli bir enerji kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glukozu, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin salgıladığı bir hormon yardımıyla kullanır. İnsülin olarak bilinen bu hormon pankreas tarafından üretilemediğinde alınan gıdalar enerji olarak kullanılamayacaktır. İnsülin hormonunun mutlak eksikliğine bağlı olarak meydana gelen şeker hastalığına Tip 1 Diyabet denir. juvenil diyabet yada İnsüline bağlı diyabet adı da verilen bu hastalık her yaşta görülebildiği gibi, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında başlar. Ülkemizde 4 milyonun üzerinde olduğu sanılan şeker hastalarının %10’u, yani yaklaşık 400.000 kişi bu tip şeker hastasıdır.

Tip 1 diyabet nedir?

Çoğunlukla 30 yaşından önce başlar ve normal kilolu kişilerde aniden ortaya çıkar. Bu tipte (eskiden insüline bağımlı diyabet olarak bilinirdi) bağışıklık sistemi pankreasın beta hücrelerine saldırarak onları yok eder, böylelikle pankreas yeterli oranda insülin üretemez duruma gelir. Çoğunlukla çocukluk çağında başladığı için, Tip 1 diyabete erken yaşlarda baş gösteren diyabet dendiği de olur. Yetişkinlerde de ortaya çıkabilir, ama buna çok daha seyrek rastlanır. Tip 1 diyabet salt kilo vererek ya da yediklerine dikkat ederek iyileştirilemeyecek ciddi bir rahatsızlıktır. Tip 1 diyabetli hastalar, kan şekerinin ölümcül düzeylere yükselmesini önlemek ve uzun süreli komplikasyonlardan kaçınmak için, her gün birkaç kez insülin iğnesi yapmak zorundadır.

Tip 1 Diyabetin Sebepleri Nelerdir?

Çevresel ve gen kaynaklı faktörlerden şüphe edilse de, tip 1 diyabetin sebebinin ne olduğu henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bilim insanları bu hastalığın, otoimmün rahatsızlık olduğunu düşünmektedir. Vücudun bağışıklık sistemi, pankreası yabancı madde şeklinde tanımlayarak, pankreasın insülin üreten beta adlı hücrelerine saldırır. Bağışıklık sisteminin sebep olduğu beta hücrelerine saldırdığı ise kesin bir şekilde bilinmemektedir. Bu saldırının virüslere ya da gene maruz kalması gibi çevresel unsurlar ile alakalı olacağı tahmin ediliyor.

Tip 1 Diyabet Vücudumuzda nelere sebep Olur?

Dehidrasyon: Kanınızda fazla miktarda şeker olduğunda, doğal olarak daha çok idrara çıkarsınız. Çünkü, vücut, fazla şekerden ancak bu şekilde kurtulabilir. Sık sık idrara çıkmak çok fazla su kaybına sebep olduğu için, tip 1 diyabet dehidrasyona yol açabilir.

Kilo kaybı:  İdrara çıktığınızda vücuttan atılan glikoz aynı zamanda kalori yakılmasına da sebep olur. Bu nedenle, glikoz oranı yüksek olan birçok insanın kilo verdiği söylenebilir.

Diyabetik ketoasidoz (DKA): Vücut, enerji için yeteri kadar glikoz alamazsa, bunun yerine yağ hücrelerini parçalar ve keton adı verilen kimyasalları oluşturur. Karaciğer de durumu kontrol altına almak için, depoladığı şekeri serbest bırakır, ancak, insülin olmadan bu şekerin vücut içerisinde kullanılması mümkün değildir. Bu nedenle, şeker ve asidik ketonlar vücutta birikebilir. Bu durum da ketoasidoz olarak adlandırılır. Hemen tedavi edilmezse hayatınızı tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. Vücudunuzun zarar görmesi: Kanınızdaki yüksek glikoz seviyeleri zamanla sinirlere ve göz, böbrek ve kalpteki küçük kan damarlarına zarar verebilir. Ayrıca, kalp krizi ve felçlere yol açabilecek sertleşmiş arterler ve aterosklerozun görülme ihtimali de artabilir.

Tip 1 Diyabetin tedavisinde uygulanan yöntemler nelerdir?

Tip 1 Diyabet tedavisinde, kan şekeri düzeyinin mümkün olabildiğince normale yakın tutulması hedeflenir. Bununla beraber gelişecek komplikasyonlar önlenebilir veya geciktirilir. Tip 1 Diyabetin dikkatli bir şekilde yönetilmesi, ciddi ve yaşamı riske atacak komplikasyonların oluşma olasılığını azaltacaktır. Şeker hastalığını uygun bir şekilde yönetilmesini sağlayan bireyler, sağlıklı yaşam sürdüreceklerdir. Tip 1 diyabet tedavisi ve uygulanması gereken yöntemler aşağıdaki gibi sıralanacaktır;

- İlaç tedavisi,

- Sıkça kan şekerinin takip edilmesi,

- Sürekli egzersiz,

- İnsülin kullanımı,

- Kişi adına sağlıklı kilonun korunması,

- Sağlıklı ve düzenli beslenme planı olarak belirtilebilir.

Tip 1 diyabet hastalığı olan herkes, hayatı boyunca insülin tedavisine gereksinim duymaktadır. İnsülin, oral yolla alınamamaktadır. Bunun nedeni mide enzimleri, insülini parçalayıp işlevini önlemesinden kaynaklıdır. İnsülin pompası veya enjeksiyon yoluyla alınması gerekmektedir. Hem egzersiz hem de diyet, kan şekeri düzeyini etkilemekte olup, gereksinim duyulan insülin miktarını değiştirebilmektedir.

Tip 1 Diyabet ameliyatla tedavi edilebilir mi?

Tip 1 diyabet rahatsızlığının, metabolik cerrahi metotlarla ortadan kaldırılması gibi bir yöntem bulunmamaktadır. Cerrahi şekilde tedavisi yapılan diyabet çeşidi tip 2 diyabettir. Tip 1 diyabet, insülin rezervlerinin tam anlamıyla ortadan kalmasına neden olduğu için, cerrahi uygulansa dahi insülin düzeyinin arttırılması söz konusu olmamaktadır. Tip 1 diyabetin cerrahi şekilde tedavi edilmesi, günümüzde pek mümkün değildir. Mevcut olan cerrahi uygulamalar, beta ve pankreas naklini içerir. Bazı deneysel çalışmalar olsa da başarılı sonuca ulaşılmadığını belirmek doğru olacaktır.

Tip 1 Diyabet Tedavi Yöntemi

İnsülin : Tip 1 DM’un tedavisinde çeşitli insülin tedavi rejimleri uygulanmaktadır. Bunlardan en sağlıklı olanı ve kısa ya da uzun vadeli komplikasyonlardan korunmada en etkili olanı bazal ve öğün öncesi insülinin çeşitli kombinasyonlarından oluşan “intensif insülin tedavisi” dir.Hastaya günde 1 ya da 2 dozda bazal (uzun etkili) insülin ile öğün öncesi 3 dozda analog (çok kısa etkili) insülin SC verilmektedir. Bu insülin tedavisinde öğün öncesinde kan şekeri düzeylerinin ölçülerek önceden belirlenen cetvellere göre artırıp azaltmalar yapılmasına “Esnek İnsülin Rejimi” adı verilir hasta konforu ve hedef kan şekeri düzeylerinin tutturulması açısından en etkili insülin rejimidir. Ancak yüksek hasta uyumu ve entelektüel düzey gerektirir. Ülkemizde bulunan analog insülin türleri lispro, aspart ve glulisin olup bunlar öğün öncesinde kullanılmaktadır. Etkili kan düzeyine enjeksiyondan 5-10 dk sonra ulaşmaları ve tokluk hiperglisemilerini düzeltmede daha etkin oldukları için yeğlenirler. Bazal insülinlerin etki süreleri 18-24 saati bulur ve kan düzeyleri oldukça sabittir. Ülkemizde glarjin ve detemir türleri vardır.

Beslenme : Hastanın yaş ve beslenme alışkanlıklarına uygun olarak bireysel olarak düzenlenir. Boy ve yaşa uygun kalori hesaplanarak 3 ana ve 1-3 ara öğün olarak verilir. Ara öğün sayısı 10 yaş altında genellikle 3 olarak belirlenir. Daha büyük çocuklarda ara öğün genellikle 1-2 kez verilir. Temel besin öğeleri ekmek değişimi, süt değişimi, et değişimi ve meyve değişimi gibi guruplandırılarak miktarları aileye anlatılır. Son yıllarda giderek “Karbonhidrat Sayımı” denilen beslenme rejimi önce pompa kullanıcılarında ve daha sonra esnek doz insülin rejimi uygulayan hastalarda yaygın olarak uygulanmaya başlamıştır. Hastaya yediği besinlerin hangilerinin karbonhidrat olduğu ve bunların gramajını hesaplama öğretilir ve aldığı gram cinsinden karbonhidratı nötralize edecek insülin dozu önceden belirlenmiş karbonhidrat/insülin oranına göre hesaplanarak yapılır. Karbonhidrat sayımı hastaya daha geniş bir yeme özgürlüğü sağlamakta ancak bilinçsiz kullanımda besinlerin protein ve yağ miktarı denetlenemezse kilo alımına neden olmaktadır.

Egzersiz : Egzersiz, insülin varlığında glukoz kullanımını artırarak tokluk kan şekerlerinin ve LDL kolesterolün düşmesini sağlar ve sürekli egzersizle sağlanan kas kitlesi insülin reseptörlerinin sayı ve duyarlılığını artırarak daha az insülinle daha iyi bir metabolik kontrol sağlar. Bu nedenle hastalar egzersiz programlarına ve hareketli bir yaşama yönlendirilmelidir.

Tip1 Diyabet tedavisi hakkında merak edilen konuları Elazığ Özel Mediline Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu Çağrı Merkezimizi arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.

Sosyal Medyada Paylaşın: