Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Şizofreni nedir?

Şizofreni, düşünceyi, algıyı, duyguyu, hareketi ve davranışı etkileyen, değişken belirtilerle seyreden bir hastalıktır. Belirtilerin görünümü kişiden kişiye ve zaman içerisinde değişiklik göstermekle birlikte sıklıkla ömür boyu sürebilir ve önemli derecede yeti yitimine sebep olur. Sıklıkla 20’li yaşlarda başlayan şizofreni, kişileri hayatlarının en işlevsel döneminde yakalar ve pek çok vakada alevlenmeler ve düzelmelerle giden uzunlamasına bir seyir izler.

Şizofreni hastası olmadık sesler duyabilir, kimsenin görmediği görüntüler görebilir, takip edildiğini, kendisine ve ailesine zarar verileceğine inanarak yoğun korku yaşayabilir.

Şizofreni hastası yaşadığı gerçeklikten uzaklaşarak kendine özgü bir dünya yaratır. Gerçeği değerlendirmesi bozulur. Olayları eskisi gibi muhakeme edemez, soyut kavramları algılamakta ve yorumlamakta güçlük yaşar. Çevresinde olup bitenleri değerlendirme biçimi, olaylara bakışı, diğer insanlarla ilişkisi hastalığın etkisi ile tekrar şekillenir.

Paranoid Şizofren ;  Kişiler bu türde yoğun belirtiler yaşamasına rağmen hastalığı kabul etmez ve belirtileri saklamaya çabalar. Bu nedenle de toplumdan gitgide uzaklaşır. Kuşkucu ruh hali oldukça yaygın şekilde görülür. Diğer şizofreni türleriyle karşılaştırıldığında daha geç yaşlarda görülmeye başlandığı ve yavaş ilerlediği görülür.

Dezorganize (Hebefrenik) Şizofren : Bu tür şizofreni rahatsızlığı bulunan kişilerin konuşmalarında tutarsızlık oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Bu kişiler günlük bazı işlerini yapmakta zorluk yaşayabilirler ve dışarıdan bakıldığında biraz duygusuz, çocuksu görülebilirler.

Katatonik Şizofren : Bu türde ise kişiler genellikle hareketsiz konumdadırlar ve çevrelerinde gerçekleşenlere karşı oldukça kayıtsız bir tutumdadırlar. Uzun süre hareketsiz şekilde kalabilirler. Bu türdeki şizofreni genellikle genç yaşlarda ve aniden başlar.

Ayrışmamış Şizofren : Bu türde bazı belirtiler vardır fakat bu belirtiler hiçbir gruba dahil edilememiştir.

Kalıntı (Rezidüel) Şizofren : İzolasyon, hareketsiz konumda uzun süre kalabilme, duyguların azalması gibi olumsuz belirtiler varlığını sürdürürken olumlu belirtilerin oldukça azaldığı bir şizofreni türüdür.

Şizofreni Ardı Çökkünlük : Şizofreni belirtilerinin oldukça azaldığı ve alevlenme döneminden çıkıldığı sırada kişide görülen depresyon veya çökkünlük durumudur.

Basit Şizofreni :Bu türdeki şizofreni hastalığında genellikle sanrılar, hezeyanlar veya hareketlerde bozukluklar görülmez.

Şizofreni nedenleri nelerdir?

Şizofreni hastalığına neyin sebep olduğu kesin olarak belirlenememiştir. Ancak beynin kimyasal yapısında meydana gelen bozukluklar, genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde rol oynadığı bilinmektedir. Ailesinde şizofreni veya farklı bir psikotik hastalık öyküsü bulunan kişilerin bu hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksektir. Hastalığın nedeninin araştırılmasına yönelik olarak yapılan Nörogörüntüleme çalışmalarında şizofreni hastalarının beyin ve merkezi sinir sistemi yapısının sağlıklı bireylerden farklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Beyin kimyasından kaynaklı bozukluklarda dopamin ve glutamat gibi nörotransmitter ilişkin sorunların yol açtığı düşünülmektedir. Bilim dünyası şizofreni hastaların sinir sisteminde görülen bu farklılıkların anlamlı olup olmadığı konusunda ortak bir karara varamamış olsalar da şizofreninin bir beyin hastalığı olduğu düşünülmekte ve konuya ilişkin araştırmalar son hızda devam ettirilmektedir.

Şizofreni belirtileri nelerdir?

Hastalık belirtileri başka hastalıklarda olduğu gibi tanıdık değildir. Hatta en başlarda belirtiler bir hastalık olarak değerlendirilmeyebilir. Başlangıç döneminde bazı hastalar mistik/dini konulara aşırı eğilim duyar, bazıları metafizik ya da obsesyonel, somatik (bedensel) aşırı uğraşlarla ilk belirtileri yaşar. Çevreden şüphecilik, aşırı alınganlık, çevredeki insanların kendisine kötülük yapacağı, hakkında konuştukları düşüncesi, sosyal içe çekilme, çevreden izolasyon başlangıç belirtileri içinde sıktır. Şizofreni başlangıç belirtilerinin farklılığından dolayı tanının netleşmesi için belli bir süreye ihtiyaç olabilir.

Görünüm ve davranış; Akut şizofreni hastalarının birçoğu normal görünürler, ancak ilk bakışta sosyal davranışlarında kafaları meşgul, toplumdan çekilmiş ya da tuhaf/ kaba davranışlar sergileyebilirler. Sebepsiz gülmeler, huzursuz tutumlar, gürültülü, ani, beklenmedik uygunsuz davranışlarda bulunabilirler.

Konuşma ve düşünce şekli; Konuşmayı izlemek güç olabilir. Soyut düşünce kaybolabilir, somut düşünce yerleşir, konuşmalar arasında ilişkiler bozulmuştur. Düşünceler arasındaki bağlantılar mantıksızdır, ilgisiz, kopuk olabilir. Yeni kelime uydurma, tekrarlamalar, teğetsel konuşmalar, konuşmada bloklar görülebilir.

Sanrılar (Hezeyanlar): Kişide, aksi ispat edilmesine rağmen değişmeyen inançlardır. Şizofreni hastalarında sıklıkla görülen sanrılar; takip edilme, zarar görme, büyüklük sanrıları şeklindedir. Kişi çok önemli birisi olduğunu, bu yüzden takip edildiğini ve kendisine zarar verilebileceğini düşünür. Bunlar dışında da birçok sanrı tanımlanmıştır. Hasta düşüncelerinin okunduğunu, aklından geçenlerin yayınlandığını düşünebilir.

Varsanılar (Halüsinasyonlar): Kişinin dış dünya gerçekliğinde olmayan duyumları algıladığını düşünmesidir. Şizofreni hastalarında en sık karşılaşılan varsanılar; ses duyma (işitsel) şekildedir. Bu sesler; zil sesi, rüzgar uğultusu, yaprak hışırtısı gibi basit sesler olabileceği gibi, kişiye emir veren, davranışlarını eleştiren, cümleler kuran organize sesler de olabilir. Basit olarak birtakım gürültüler, karmaşık ses ya da müzik sesleri duyulabilir. Bazen tek kelime ya da bütünüyle konuşma tarzında olabilir. Bir ses, hastanın düşünceleriyle yüksek sesle ya da hemen arkasından konuşabilir. Bazen iki ya da daha fazla ses, üçüncü şahıs olarak hasta ile tartışabilir, diğer sesler onun hareketini yönetebilirler. Vizüel (görme), taktil (dokunma), koku, tat ve somatik varsanılara az da olsa rastlanabilmektedir.

Duygulanım (Affekt) bozuklukları: Duygulanım değişiklikleri, depresyonda görüldüğü gibi, anksiyete, irritabilite ya da öfori tarzında görülebilir. Akut dönemde, duygulanım değişiminde bir azalma, düzleşme ortaya çıkar ve değişmeyen bir duygulanım halini alır. Afektte donukluk olarak da isimlendirilir. Bazen ileri yıkım evrelerinde affekt küntlüğü denilen ifadesiz/nötr bir durum belirginleşir. Duygulanım da uygunsuzluk ve anhedonia gibi belirtilere de rastlanılmaktadır.

Kognitif bozukluklar: Akut şizofrenide oryantasyon (yönelim) genelde bozulmamıştır. Çevresindeki kişileri, yer ve zamanı doğru şekilde ifade ederler. Dikkat ve konsantrasyon bozulabilir, hastalık belirtileri çıkmadan önceki dönemde, sıklıkla hafızada azalma, yürütmede bozulma olmaktadır.

İnsight (İçgörü): Genellikle bozulmuştur, hasta olduklarını kabul etmezler, sıklıkla diğer insanların hareketlerini kötü niyetli olarak değerlendirirler. İçgörünün bu tarzda yokluğu sıklıkla tedaviyi istemeyenlerde görülür. Hasta olduklarına inanmadıkları için ilaç kullanımını reddederler. İrade bozukluğu; Dürtü ve inisiyatif kaybı yani irade zayıflığı olarak, hasta kendini bırakmış, inaktif, amaçsız, "hiçbir şey yapmaz" gibi görünebilir.

Günlük hayat becerilerinin bozulması: Sosyal davranışları sıklıkla bozulmuştur. Hastalar kendi kişisel hijyenlerini ihmal ederler. Banyo yapmaları , tırnaklarını kesmeleri ya da kirli giysilerini değiştirmeleri zorlanarak olur. Sosyal karşılaşmalardan çekinirler, bazıları gereksiz eşya biriktirirler, dağınık, kirli ve her tarafı tıka basa doldurabilirler.

Hareket bozuklukları: Çoğunlukla katatoni formunda görülmektedir. Hastanın şuuru yerindedir ama, hareketsiz, sessiz ve uyaranlara cevap vermez ancak birden bire hızlı ve kontrolsüz bir motor aktivite ya da eksitasyon görülebilir (katatonik eksitasyon). Son yıllarda gelişen tedavi seçenekleri ile bu tür tabloların görülmesi nadirleşmiştir. Kronik şizofrenler, bazen tuhaf ve uygun olmayan hareketleri sürekli tekrarlayabilirler.

Fizyolojik belirtiler: şizofrenide genellikle metabolizma bozulmaktadır, aşırı ve düzensiz beslenme, uyku düzensizlikleri, aşırı zayıflama, libido (cinsel istek) artma ya da azalması ve ağrı eşik seviyesinin yükselmesi görülmektedir. Özellikle kronik hastalarda olmak üzere sigara kullanımı çeşitli nedenlerden dolayı çok yoğun olabilmektedir.

Kronik şizofreni, pozitif semptomlardan (sanrı) ziyade negatif belirtilerle karakterizedir. Bunları kısaca, düşük aktivite, dürtü yokluğu, sosyal çekilme, çevreyle iletişim kurmama, günlük yaşamdan zevk alamamak, planlı aktivitelere başlama ya da aktiviteleri sürdürmede zorlanma, emosyonel apati, donuk/monoton konuşma olarak özetleyebiliriz.

Şizofreni tedavi edilebilir mi?

Şizofrenide tam iyileşme çok nadir olsa da, bu hastalık tedavi edilebilir bir hastalıktır. Diyabet, astım ya da hipertansiyon da şizofreni gibi kronik hastalıklardır. Bu hastalar hekimlerinin önerilerine uyar, tedavisine, diyetine dikkat ederse hastalıklarıyla birlikte çalışabiliyor, eğleniyor, tatil yapıyorlar. Şizofreni hastasında da tedavi ile belirtiler kontrol altına alınabilir ve hastalar çok daha iyi işlev görebilirler. Ayrıca aile ve arkadaşlarıyla sosyal ilişkiler kurmalarına veya bazı durum­larda işe veya okula tekrar başlamalarını sağlayabilir.

Şizofreni nasıl tedavi edilir?

Şizofreni hastalığı, semptomlar azaldığında bile ömür boyu tedavi gerektirir. İlaçla ya da  psikososyal terapi, bireyin durumu yönetmesine yardımcı olabilir. Bazı vakalarda, özellikle kriz dönemlerinde veya semptomların şiddetli seyretmeye başladığı dönemlerde bireyin güvenliğinin, doğru beslenmesinin, yeterli uyku düzeninin ve temel hijyeninin sağlaması için hastaneye yatırılması gerekli olabilir.

Normal şartlarda şizofreni tedavisi süreci deneyimli bir psikiyatrist rehberliğinde bir ekip tarafından sürdürülür. Bu ekipte bireye sağlanacak bakımı koordine etmek için bir psikolog, bir sosyal hizmet uzmanı, bir psikiyatri hemşiresi ve bir vaka yöneticisi bulunabilir. Tam ekip yaklaşımı, şizofreni tedavisi konusunda uzman kliniklerde mevcuttur.

İlaçlar tedavisi şizofreni tedavi sürecinin temel taşıdır. Antipsikotik ilaçlar bu süreçte en sık reçete edilen ilaçlardır. Kullanılan ilaçların dopamin adı verilen bir beyin nörotransmitterini etkileyerek semptomları kontrol ettikleri düşünülmektedir. Antipsikotik ilaçlarla tedavinin amacı, belirti ve semptomları mümkün olan en düşük doz ilaç kullanımı ile etkili bir şekilde yönetmektir. Psikiyatrist, bu sonuca ulaşmak ve zaman içinde bireyin değişen şartlarına uyum sağlamak için farklı ilaçlar, farklı dozlar veya kombinasyonlar deneyebilir. 

Antidepresanlar veya anti-anksiyete ilaçları gibi diğer ilaçlar da bu süreçte antipsikotik ilaçlara destek olabilir. Normal şartlarda semptomlarda bir iyileşme olduğunu fark etmek birkaç haftalık bir süreci gerektirir. Şizofreni ilaçlarının ciddi yan etkileri, bireyi ilaç kullanımına karşı isteksiz kılabilir. Tedavi sürecinde hastanın işbirliği yapma isteği ilaç seçimini etkileyebilir, örneğin hap almaya karşı koyan bir hastaya enjeksiyon yapılması gerekebilir.

Şizofreni tedavisinde kullanılan birinci nesil antipsikotikler, aralarında geri döndürülebilir veya geri döndürülemeyen bir hareket bozukluğu olan geç diskinezi geliştirme olasılığı da bulunmak üzere yaygın ve potansiyel olarak önemli nörolojik yan etkilere sahiptir. 

Bazı antipsikotikler kas içi veya deri altı enjeksiyon olarak verilebilir. İlaca bağlı olarak genellikle her iki ila dört haftada bir kullanılırlar. 

İlaç müdahalesi sonucunda şizofreni kaynaklı psikoz durumu düzeldiğinde, ilaç tedavisine devam etmenin yanı sıra, psikolojik ve sosyal yani psikososyal müdahaleler de tedavi süreci için önem kazanır. Buna göre gerçekleştirilecek bireysel psikoterapi, hastanın düşünce kalıplarını normalleştirmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, bireye stresle başa çıkmayı öğrenmek ve şizofreni semptomlarının tekrarlamasının erken uyarı işaretlerini belirlemek, hastalığın yönetilmesinde bireye yardımcı olabilir.

Psikososyal müdahale ile tedavi sürecinde verilecek sosyal beceri eğitimi, bireyin iletişim ve sosyal etkileşimlerini geliştirmeye ve günlük faaliyetlere katılma yeteneğini artırmaya odaklanır. Aile terapisi ise şizofreni ile uğraşan ailelere destek ve eğitim sağlar. Mesleki rehabilitasyon ve destekli istihdam şizofreni hastalarının iş eğitimini almalarına, iş bulmalarına, ve işi sürdürmelerine yardımcı olmaya odaklanır. Şizofreni hastalarının çoğu bir çeşit günlük yaşam desteğine ihtiyaç duyar. Uygun tedavi ile şizofreni hastalarının çoğu hastalıklarını yönetebilir ve normal ya da normale yakın bir hayat sürdürebilir.

İlaç tedavisine yanıt vermeyen şizofrenili yetişkinler için son bir çare olarak elektrokonvülsif tedavi yani EKT düşünülebilir. 

Şizofreni hastası yakınlarına tavsiyeler; 

Psikiyatrinin en ağır hastalığı olarak tanımlanan şizofrenide hastalığı yaşayan kadar çevresindekiler de önemli sorunlar yaşayabiliyor. İşte hasta yakınlarına önemli tavsiyeler ;

- Şizofreni hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmelisiniz.

- Gerçek dışı beklentilerden kaçınmalısınız. Bu hem size hem de hastanıza zarar verir. 

- Özellikle evden dışarı çıkmanızı kolaylaştıracak hobiler, arkadaşlıklar edinmelisiniz

- Hastayı kendi bakımı ve diğer becerileri için sorumluluk almaya yüreklendirmelisiniz. 

- Hastaya karşı aşırı koruyucu tutum onun kendine güvenini düşüreceğinden bundan kaçınmalısınız. 

- Söylediği şeyler mantık dışı da gelse sabırlı olmalı, duygusunu anlamaya çalışmalısınız. 

- Ailenin daha sakin, telaşsız davranabildiği durumlarda hasta kendini güvende hisseder. 

- Hem kendinizin hem yakınınızın özgürlüğünü sağlayacak bir bakış açısı geliştirmelisiniz.

- Bu mücadelede başarıya ulaşan hasta yakınlarını diğerlerinden ayıran şeyin değişebilme ve olaylara farklı bakabilme yeteneği olduğunu unutmamalısınız.

Hastalığın alevlenme dönemi yatıştıktan sonra hastayla sakin ve yavaş sesle konuşmalı fazla kontrol etmemelisiniz.

Şizofreni tedavisi hakkında merak ettiğiniz konuları Elazığ Özel Mediline Hastanesi Psikiyatri Bölümü Uzmanlarına sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.


Sosyal Medyada Paylaşın: