Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Şeker hastalığı nedir?

Şeker hastalığı (diyabet), pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi ya da ürettiği insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen bir hastalıktır. İ

Günlük yaşamda gerekli aktiviteleri sürdürebilmemiz için vücudumuz, glukoz denilen bir tür şekere ihtiyaç duyar. Glukoz, tükettiğimiz gıdalarla özellikle de nişastalı ve şekerli olanlarla alınır. Sindirim işlemi sayesinde bu gıdalardaki nişasta ve şeker glukoza çevrilerek kana karışır. Ancak, kandaki glukozun enerji olarak kullanılabilmesi için bir işlem daha gereklidir. Bu işlem vücutta pankreas adı verilen bir organın sağladığı insülin tarafından gerçekleştirilir. Kandaki glukoz, insülin sayesinde hücrelerin içine girebilir ve enerji elde etmek için kullanılır. Pankreas yeterince insülin yapamadığında vücudumuz glukozu kullanamaz ve kandaki bu glukoz, yani şeker giderek yükselir. Bu durumun yol açtığı rahatsızlığa şeker hastalığı (diyabet) diyoruz.

Şeker Hastalığının Çeşitleri Nelerdir?

Bazı çok nadir tiplerin nedenleri biliniyor olsa da, toplumda sıklıkla görülen Şeker Hastalığı tiplerinin tam olarak nedeni hakkında bilgimiz sınırlıdır. Şeker Hastalığı olan hastaların ezici bir çoğunluğu iki ana gruba ayrılarak incelenir;

Tip 1 Diyabet, : Çok genç yaşlarda başlar. Bu tipte, pankreasta üretilen insülin miktarı çok düşüktür veya üretim tamamen durmuştur. Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42'sinde şeker hastalığı gelişmektedir.

Tip 2 Diyabet : Yetişkin yaşlarda başlar. Burada insülin üretiminin eksikliğinden ziyade, üretilen insülin gerektiği şekilde etki gösterememektedir. Çünkü insülin hücrede bulunan bağlantı bölgelerine bağlanamaz. Genel olarak erişkin nüfusta %4-8 oranında tip 2 diyabet görülmektedir.

Prediyabet (gizli şeker): Kan şekeri normalden yüksek olduğunda ortaya çıkar, ancak tip 2 diyabet tanısı için yeterince yüksek değildir.

Gebelik diyabeti: Gebelikte üretilen bazı hormonlara ve metabolik yükteki artışa bağlı olarak gebelik sırasında ortaya çıkan ve gestasyonel (gebelik) diyabet adı verilen bir şeker hastalığı çeşidi daha vardır. Bu tip şeker hastalığında kan şekeri hamilelik sonrasında genellikle normale döner. Ancak bu kişilerin yaklaşık % 40'ında,sonraki 15 yıl içerisinde tip 2 diyabet gelişir. Gebe kadınların yaklaşık % 3'ünde şeker hastalığı ortaya çıkabilir.

Her diyabet tipinin kendine özgü semptomları, nedenleri ve tedavileri vardır.

Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

İdrar Sıklığı: İnsülin yeterli ölçüde salgılanmadığında veya kan hücreleri insüline karşı direnç gösterdiğinde, kandaki şeker hücrelerde kullanılamaz. Gereğinden fazla şekerin damarlarda bu şekilde serbest dolaşması normal bir durum olmadığı için böbrekler kandaki şekeri temizleyebilmek için daha hızlı çalışacaktır. Bu yüzden, diyabet hastalarında idrar sıklığı ve idrar kaçırma gibi belirtiler oldukça sık görülür.

Aşırı susama: İnsülin hormonları çalışmadığında, kan şekerinin atılması için yapılan aktiviteler su ihtiyacı doğurur. Vücudun sürekli olarak kendini yenilemesi gerekir ve bu ciddi bir sıvı kaybı yaratır. Özellikle idrar çıkarmadan sonra aşırı susama görülmesi normaldir.

Ani Kilo Kaybı: Şeker hastalığı, obezite kaynaklı olarak gelişebilen bir hastalıktır. Sürekli idrar çıkarıldığında bununla oranlı olarak kilo kaybı gerçekleşebilir. Ancak bunun sağlıklı bir kilo kaybı olmadığını belirtmekte fayda var. Kan şekerleri kontrolsüz bir biçimde yükseldiğinde, vücutta biriken yağların erimesi de imkansız hale gelecektir. Bu durumda kilo kaybı, kas yıkımıyla olur. Şeker hastalarında göbek bölgesindeki yağların erimeyip kasların zayıfladığı ve buna bağlı olarak kilo verildiği sıklıkla görülmektedir.

Yoğun Açlık Hissi: Kas yıkımı, idrar sıklığı ve keton cisimciklerinin salınımı açlık hissine yol açar. Ani kilo ve enerji kayıplarından sonra vücut bunu telafi etmek isteyecektir. Şeker enerji ihtiyacını karşılar fakat hücreleri giremediği sürece bu gerçekleşemez. Dolayısıyla bu durum metabolizmanın sürekli bir gıda ihtiyacı hissetmesine neden olur. Bu durumda açlık hissinin görülmesi oldukça normaldir. Diyabet hastalarında ani açlık krizleri ve kontrol edilemeyen bir tatlı isteği görülebilir. Vücut sürekli enerji kaybettiği için, yoğun bir biçimde yemek yenildiği halde doygunluk hissedilmeyebilir.

Bulanık Görme: Belirtildiği gibi, glukoz seviyesi yükseldiğinde vücutta su kaybı gerçekleşir. Göz merceği de su kaybının gerçekleştiği bölgelerden biridir. Dolayısıyla, bulanık görme, diyabet hastalığının en yaygın belirtileri arasındadır. Bu hastalığa sahip kişilerde, bakılan objelere odaklanmak zorlaşabilir. Hatta hastalığın ilerleyen safhalarında geçici ya da kalıcı görme kayıpları da olabilmektedir.

Enfeksiyon Eğilimi:  Şeker hastalığından sonra vücudun çeşitli yerlerinde enfeksiyonlar görülebilir ve mevcut enfeksiyonlar daha çok büyüyebilir. Bunun en büyük sebebi, cildin kendini yenileyememesidir. Şeker hastalarında yaraların iyileşmesi zorlaştığı için enfeksiyon sıklıkla görülmektedir. Özellikle böbrek iltihabı hastalığının tedavisi diyabet ile birlikte daha çok zorlaşmaktadır.

Cilt Problemleri: Diyabet sürecinde enfeksiyonun artması, hücrelerdeki suyun tüketilmesi ve vücudun yenilenmesinin zorlaşması, deri hastalıklarına sebep olabilir. Deride mantar enfeksiyonuna bağlı olarak kaşınmalar görülebilir. Ayrıca ciltte açılan yaraların kapanması da zorlaşır. Cilt kuruluğu da diyabete bağlı olarak sıklıkla görülmektedir. Bu süreçte deride oluşan küçük bir yara bile, enfeksiyon riski sebebiyle çözülmesi zor bir hale gelebilir. Diyabetin getirdiği cilt problemleri özellikle ayaklarda görülmektedir.

Adet Sorunları: Şeker hastalığı, kadınlarda adet gecikmesine sebep olabilir. Özellikle Tip 2 diyabet, insülin direnci sebebiyle adet düzensizliklerine sebebiyet verebilmektedir. Bu süreçte adet gecikmesi veya sıklığı görülebilir.

Yorgunluk ve Halsizlik: İnsülin hormonları dengeli bir biçimde salgılanmadığında, vücut kandaki şekeri atmak için ciddi bir çaba harcayacaktır. Bu durumda yorgunluk ve halsizlik görülmesi normaldir. Vücut hücrelerdeki suyu sürekli harcadığı ve yoğun bir aktivite içinde olduğu için, yorgunluk şeker hastalığının birincil belirtileri arasında kabul edilir. Bu yorgunluklar zaman zaman baygınlıkla sonuçlanabilir.

Depresyon: Depresyon, psikiyatrik bir rahatsızlık olmakla birlikte, vücudun hormonal dengesine bağlıdır. Sürekli ve sebepsiz bir depresyon hali, şeker hastalığının belirtisi olabilir.

Stres: Vücudun hormonal dengesi bozulduğunda stres kaçınılmaz hale gelebilir. Ani öfke nöbetleri, şeker hastalığının en bariz belirtileri arasındadır. Eğer öfke nöbetlerini baş dönmesi, mide bulantısı gibi belirtiler takip ediyorsa, şeker hastalığı riski yüksektir.

Şeker hastalığının nedenleri nelerdir?

Şeker hastalığı nedenleri konusunda yapılan birçok araştırmanın neticesinde, diyabet hastalığında genetik ve çevresel nedenlerin birlikte rol aldığı sonucuna varılmıştır. Temelde Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabet olarak iki türü bulunan şeker hastalığında hastalığa neden olan etmenler bu türlere göre farklılık göstermektedir.

Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminiz, vücudun enfeksiyonla mücadele sistemi, pankreasın insülin üreten beta hücrelerine saldırıp tahrip ettiğinde ortaya çıkar. Bilim adamları, tip 1 diyabetin genlerden ve hastalıkları tetikleyebilecek virüsler gibi çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünüyor.

Tip 2 diyabet (en yaygın diyabet şekli) yaşam tarzı faktörleri ve genler gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanır.

– Şişmanlık

– Hareketsiz bir yaşam tarzı

– Artan yaş

– Kötü beslenme

– Sık gebelikler

Gebelik diyabeti hamilelik sırasında hormonal değişikliklerin sonucudur. Plasenta, hamile bir kadının hücrelerini insülinin etkilerine daha az duyarlı hale getiren hormonlar üretir. Bu hamilelik sırasında yüksek kan şekeri neden olabilir. Hamilelik sırasında fazla kilolu olan veya hamileliği sırasında fazla kilo alan kadınların gebelik diyabeti geçirme olasılığı daha yüksektir.

Şeker hastalığına genetik mutasyonlar, diğer hastalıklar, pankreasın zarar görmesi ve bazı ilaçlarda neden olabilir.

Şeker hastalarının açlık ve tokluk kan şekeri değerleri kaç olmalıdır?

Şeker hastalarındaki tedavi hedefleri, tanı kriterleri ile aynı değildir. Genel olarak, açlık kan şekerinin 70-130 mg/dl arasında, tokluk kan şekerinin ise 70-160 (180) mg/dl arasında kalması hedeflenmektedir. Ayrıca HbA1c denilen, 3 aylık şeker ortalaması da takipte önemli bir değerdir. Hastaların 3 aylık şeker ortalamalarının yüzde 7 ya da daha ideali yüzde 6,5 altında olması amaçlanmaktadır. Bahsedilen bu eşik değerler, özel durumlarda değişebilmektedir. Örneğin; şeker hastalığına bağlı belirli komplikasyonları geri dönüşümsüz olarak oturmuş olan, yaşlı hastalarda 3 aylık şeker ortalaması için yüzde 7,5-8 değerleri kabul edilebilir değerlerdir

Şeker Hastalığı Tedavisi 

Şeker hastalığı çok riskli ve ciddi bir hastalıktır. Şeker hastalığı, vücudun insülin üretmediği ya da insülini etkin bir şekilde kullanamadığı kronik bir hastalıktır.  Diyabet tedavisinin esas amacı, kan şekerini güvenli sınıra çekmek ve komplikasyon riskini azaltarak diyabet hastası kişinin günlük görevlerini yerine getirmesine yardımcı olmaktır. Çoğu insanda ise ilaç kullanma, yaşam tarzını düzenleme ve diyabetin çeşitli komplikasyonlarını yönetme gibi tedaviler uygulanır.  Bazı Tip 2 diyabet vakaları, yaşam tarzı değiştirilerek %5 oranında düzeltilebilmektedir.

Hekimin önereceği beslenme tavsiyeleri hayati önem taşıyıp son derece dikkat edilmesi gerekir. Özellikle fazla karbonhidrat tüketiminden uzak durulmalıdır. Şeker hastaları, kendilerine özel hazırlanacak beslenme programıyla beraber, vücudunun ihtiyacını karşılayacak enerjiyi yeterli düzeyde alacaklardır. Yağ ve yağ türevlerinden uzak durulmalıdır. Günlük en az 3 öğün yemek yenmelidir. Öğünler ve ara öğünler her gün aynı saatte alınmalı ve buna son derece dikkat edilmelidir. Porsiyonlar kontrol altında olmalı ve tam tahıllı ekmekler tercih edilmelidir. Kuru baklagiller tercih edilebilir. Çok fazla olmamak kaydıyla meyve tüketilebilir. Vücudun, glukozu etkili ve dengeli bir şekilde kullanarak kan şekerini kontrol altına alması için günlük egzersiz şarttır. Yapılacak fiziksel aktiviteler aynı zamanda insüline karşı hassasiyeti artırarak, vücudun, şekeri hücrelere taşımak için daha az insüline ihtiyaç duymasını sağlar.

Yürüyüş, yüzme veya bisiklet sürmek gibi egzersizler seçilebilir. Günlük en az 30 dakika yürünmelidir.

Kan şekeri seviyesi izlenmeli ve aksiyonlar buna göre alınmalıdır. Kan şekeri seviyesi ortalama günlük 3-4 defa veya insülin alınıyorsa daha sık ölçülerek kayıt altına alınmalıdır. İnsülin kullanan hastalar öğün atlamadan, vaktinde kullanmalıdır. Mide enzimleri insülinin etkisini kaybetmesine neden olduğu için ağız yoluyla alınmaz. İnsülin iğnesi denilen aletle insülin, vücuda direkt enjekte edilir.

Hekimler tarafından verilecek olan diyabet ilaçları da tedavide önem arz eder. Bazı diyabet ilaçları daha fazla insülin üretmek ve serbest bırakmak için pankreası uyarır. Karaciğerden glukoz üretimini ve salınımını engeller, bu da şekerin hücrelere taşınması için daha az insüline ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Karbonhidratları parçalayan ve dokuların insüline daha duyarlı hale getiren mide veya bağırsak enzimlerinin etkisini bloke eder.

Halk arasında diyabet ya da şeker ameliyatı olarak da bilinen metabolik cerrahi hem diyabetin hem de obezitenin aynı anda kontrol altına alınabilmesini sağlayan ameliyatları içermektedir.  Metabolik cerrahi tüm diyabet türleri için uygun değildir. Tip I diyabete sahip olan hastalara bu ameliyatların etkisi yoktur. Metabolik cerrahi operasyonundan yararlanmak için vücudun az miktarda da olsa insülin üretmesi gerekmektedir. Şeker hastalığı operasyonu sadece Tip 2 diyabet rahatsızlığı olan hastalara yapılan bir operasyondur. Operasyonun yapılma amacı hastanın kendi vücudundaki bulunan insülinin yeterli bir şekilde kullanabilme olanağını oluşturabilmektir. Bu operasyonda pankreasın işlevini sağlıklı bir şekilde yapması göz önünde bulundurulmakta ve pankreasın kendisine herhangi bir müdahale söz konusu olmamaktadır.

Şeker Hastalarına  öneriler:

Şeker hastalığını yönetmek için bazı önerileri şöyle sıralayabiliriz.

Şeker hastalığı ile ilgili her şeyi öğrenin.

Hekiminiz ile ilişki kurun ve ihtiyaç duyduğunuzda hekiminizden yardım isteyin.

Sağlıklı yiyecekler tüketin ve sağlıklı kilo verin: Sağlıklı beslenme ve sağlıklı kilo vermek diyabet için alınması gereken en önemli tedbirlerdir.

Fiziksel aktiviteyi günlük rutininizin bir parçası haline getirin: Düzenli egzersiz, prediyabet ve tip 2 diyabetin önlenmesine yardımcı olabilir ve daha sağlıklı kan şekeri kontrolü sağlar.

Kendinizi tanıtın: Diyabetiniz olduğunun işareti olabilecek bir bileklik veya takı takın. Acil durumlarda bu takı hayat kurtarabilir.

Göz muayenelerinizi eksiksiz yapın: Diyabetli hastalarda retina hasarları, göz optiğinde problem ve katarakt gibi göz sorunları ortaya çıkabilir.

Ayaklarınıza dikkat edin: Ayak bakımı olmazsa olmazlardandır. Her gün ılık suda ayaklar yıkanmalıdır.

Diş bakımınızı yaptırın: Diş etlerinde enflamasyonlar (iltihap), kanamalar ve yaralar oluşabilir. Mutlaka tedavilerinizi yaptırın.

Şeker hastalığı tedavisi hakkında merak edilen konuları Elazığ Özel Mediline Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu Çağrı Merkezimizi arayarak bilgi ve randevu alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.

Sosyal Medyada Paylaşın: