Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Saçkıran (Alopesi Areata), kıl kaybı olarak da tanımlanan saçkıran genellikle 20 yaş altı erkeklere ortaya çıkar. Diğer yaş gruplarında da görülebilen saçkıran sadece saçlarda görülmez. Kaş, kirpik veya bedenin başka bölgelerinde de görülebilen saçkıran, kıl köklerinin yer aldığı deri yüzeyindeki gözeneklerin verimsiz hale gelmesiyle ortaya çıkar. Verimsiz hale gelen kıl kökleri dairesel bir şekilde dökülmeye başlar ve dökülen yerlerde boşluklar oluşur. Dış görünüşü de etkilediğinden dolayı pskilolojik açıdan sarsıcı bir hastalıktır. Stresin insan vücudunda yarattığı olumsuz sonuçlardan biri olarak bilinen saçkıran bağışıklık sistemi zayıflığıyla da ilişkilidir.

Saçkıran(Alopesi areata) Nedir?

Saçkıran ya da tıbbi adıyla alopesi areata bir kişinin saçının ya da kaş, kirpik, sakal gibi diğer tüylerinin kısa bir süre içinde bölgesel olarak aniden dökülmesi ile karakterize bir hastalıktır. Kafa derisinde ortaya çıktığında yuvarlak ya da oval şekilli dışarıdan kolayca görülebilen saçsız alanlarla kendini gösterir. Bir süre sonra saçsız alanlarda tekrar saç çıkar ya da yeni lezyonlar gelişir. Saçkıran ağırlıklı olarak gençlerde ortaya çıkar. Hastalıktan etkilenen her 100 kişiden 70 ila 80’i 40 yaşın altındadır. Erkeklerde kadınlardan daha fazla oranda görülür.

Alopesi areata nedir?

Alopesi tıp dilinde saç kaybı anlamına gelmektedir. Alopesi areatada ise saçlarda aniden yuvarlak saçsız alanlar oluşturacak şekilde dökülme olmasıdır.

Saçkıran(Alopesi areata)  Belirtileri Nelerdir?

Kafa derisinde yuvarlak veya oval şekilde saç dökülmesi (sanki tıraş edilmiş gibi)

Kaş ve kirpiklerin kısmen veya tamamen dökülmesi

Sakal bölgesinde bir veya daha fazla bölgede kelleşme,

Tırnaklarda kızarma, çukurlar ya da çıkıntılar, sertleşme ve/veya kolay kırılma (genellikle saç dökülmesi yoğun olan kişilerde görülür)

Yukarıdaki belirtiler saçkıranın vücudun hangi bölgesinde görüldüğüne göre değişebilir. Saç dökülmesi ana belirtidir ancak tek başına saçkıran teşhisi için yeterli değildir. Diğer belirtilerin bir veya birden fazlasının da eşlik etmesi gerekir.

Saçkıran genellikle ağrıya veya başka semptomlara neden olmaz. Ancak saç ya da kıl dökülmesinden hemen önce, deride karıncalanma, kaşınma veya yanma hissedilebilir.

Saçkıran (Alopesi areata) Nedenleri Nelerdir?

Saçkıran hastalığının nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Fakat otoimmün nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Otoimmün hastalıklar, vücudun kendi hücre ve dokularını yabancı olarak tanıması ile ortaya çıkar. Sonuç olarak da bağışıklık sistemi kişinin kendi hücrelerine saldırır. Saçkıranda da bağışıklık hücreleri saç köklerine saldırarak saçın uzamasını durdurur ve saç dökülmesine yol açar.

Yapılan araştırmalara göre saçkıranın genetik faktörlerle de ilişkili olduğu görülmektedir. Saçkıran olan bir ebeveynin çocuğunda bu rahatsızlığın görülme riski normal popülasyondan yaklaşık 3 ila 6 kat daha fazladır. Yine bazı hastalıklar saçkıran ile birlikte görülebilmektedir ve bu da genetik faktörlerin etkisini desteklemektedir. 

Bu hastalıklardan bazıları şunlardır;

Egzama

Kronik iltihabi tiroid hastalığı

Addison hastalığı

Sedef hastalığı

Saman nezlesi

Atopik alerjik astım

Vitiligo

Lupus

Saçkıran (Alopesi areata) Tedavisi

Saçkıranın bilinen bir tedavisi yoktur, ancak saç dökülmesini yavaşlatabilecek veya saçların daha hızlı uzamasına yardımcı olabilecek tedavi seçenekleri vardır. İşe yarayan bir yöntem bulana kadar çok çeşitli yöntemler denemek gerekebilir. Hatta bazen yanlış tedavi uygulanırsa saç dökülmesi daha da kötüleşebilir.

Eğer teşhis yeniyse ya da saçkıran bir yıldan daha az bir süredir devam ediyorsa, dermatolog tedaviye başlamadan önce bir süre beklemeyi tercih edebilir. Çünkü bazen saç kendi kendine yeniden uzayabilir ve bu da tedaviyi gereksiz kılar. Ancak eğer tedavi uygulanacaksa hastanın yaşı, saç dökülme miktarı ve dökülmenin nerede olduğu değerlendirilir.

Saçkıran genellikle çocukluk döneminde başlar. Uygulanacak tedavi saçların yeniden çıkmasına yardımcı olabilir. 

Topikal kortikosteroidler: Saç derisinin kel bölgelerine sürülen bu reçeteli ilaçlar saçların yeniden uzamasına yardımcı olabilir. Köpük, losyon ve merhem formlarında bulunur. Günde 1-2 iki kez kullanılır ve çoğunlukla çocuklarda etkili bir tedavidir.

Minoksidil: Etken maddesi minoksidil olan ilaçlar (Alopexy T, Androvium, Bioxinin, Minoxil vb.) kortikosteroid kullanmayı bıraktıktan sonra saçların uzamayı sürdürmesine yardımcı olur. Çok az yan etkisi olduğu için çocuklar için iyi bir seçenek olarak kabul edilir.

Kortikosteroid enjeksiyonları: Saçın yeniden uzamasına yardımcı olmak için, saçsız bölgelerin bulunduğu kafa derisine enjekte edilir. Bu enjeksiyonlar bir dermatolog tarafından her 4-8 haftada bir yapılır. Etkili bir tedavi yöntemidir.

Anthralin: Saçların yeniden uzamasına yardımcı olabilir ancak cildi tahriş eder. Bu nedenle bu ilacı cildinizde doktorunuzun önerdiği süre boyunca tutmalı ve hemen yıkamalısınız. En iyi sonuç için genellikle minoksidil ile birlikte kullanılır.

Kortizon tabletleri: Saçkıran tedavisinde yaygın olarak kullanılsalar da kortizonlar yan etkileri fazla olan ilaçlardır. Bu nedenle mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdırlar.

İmmünosüpresan (bağışıklık sistemini baskılayıcı) ilaçlar: Bu ilaçlar (metotreksat ve siklosporin) bağışıklık sisteminin tepkisini bloke ederek çalışırlar, ancak yüksek tansiyon, karaciğer ve böbrek hasarı ve ciddi enfeksiyon gibi yan etki riski çok yüksek olduğu için uzun süre kullanılamazlar.

Topikal immünoterapi: Ciltte alerjik bir döküntü oluşturmak için difensipron benzeri bir kimyasal uygulanır. Ciltte oluşan kızarıklık sonrası altı ay içinde yeni saçlar uzayabilir, ancak saçların çıkmaya devam etmesi için tedaviyi sürdürmek önemlidir.

Bazen saçkıran tedavisinde natif ya da doğal tedavi seçenekleri de değerlendirilebilir. 

Aromaterapi: 1998’de yapılan bir çalışmada, kekik, biberiye, lavanta ve sedir ağacı yağlarının karışımını içeren bir aromaterapi masaj tedavisinin, bazı saçkıran hastalarında işe yaradığı bulunmuştur.

Elektroakupunktur: Bu akupunktur türünde saç dökülmesi oluşan bölgeye, sürekli elektrik atışları üreten bir cihaza bağlı iğneler yerleştirilir.

Hipnoz: Tam olarak kanıtlanmış olmasa da bazı vakalarda hipnoz, saçkıran kaynaklı saç dökülmesinde etkili bulunmuştur.

Düşük seviyeli lazer terapisi: Bu prosedürde, cildi onarmak için düşük seviyeli ışığın farklı dalga boyları ve çıktıları doğrudan hedeflenen alana uygulanır.

Diyet: Saçkıran otoimmün bir hastalıktır ve doğru beslenme planıyla vücuttaki otoimmün tepki azaltılabilir ve saç dökülmesi azaltılabilir. Otoimmün protokol ya da anti-inflamatuar diyet olarak da bilinen beslenme planının temel besinleri yaban mersini, fındık, tohumlar, brokoli, pancar gibi meyve ve sebzeler ve somon gibi yağsız etlerdir.

Hastalığın iyileşme dönemi ve süresi kişiden kişiye değişecektir. Ancak bağışıklığı daha kuvvetli, metabolizması daha hızlı ve yaşı daha genç olanlarda saçkıran hastalığının geçmesi daha kısa süreceği aşikardır. Genel olarak çocuklarda ve gençlerde maksimum altı ay içerisinde saçkıran hastalığının geçeceğini söylemek mümkündür.

Saçkıran (Alopesi Areata) tedavisi hakkında merak ettiğiniz konuları Mediline Hastanesi Cildiye (Dermotoloji) Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.

Sosyal Medyada Paylaşın: