Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir. Yapılan klinik araştırmalarda  tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %60'a, erkeklerde ise %70'e ulaştığı gözlenmektedir.

Bu yazımızda birçok kişide yaşantıyı aksatarak kişinin yaşam kalitesini düşüren migren hastalığıyla ilgili olarak; Migren nedir? Migren belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir? Migren ataklarından  korunma yolları nelerdir? gibi merek edilen soruların cevaplarını Elazığ Özel Mediline Hastanesi Nöroloji Bölüm Uzmanı Uzm. Dr. Oktay KAPAN cevaplandırdı ve migren ataklarını önlemeyle ilgili önerilerde bulundu.

Migren nedir?

Migren, ataklar şeklinde ortaya çıkan ve zonklama tarzında şiddetli baş ağrılarına neden olan bir tür hastalıktır. İnsanların büyük bir kısmında olduğu düşünülen bu hastalık, bazı kişilerde yılda bir kez kendini gösterirken bazılarında ise ayda birkaç kez görülen ataklar şeklinde daha sık olarak ortaya çıkabilmektedir. Genellikle 10-40 yaş arası bireylerde görülürken 50 yaşından sonra genellikle daha seyrekleşir veya yok olur.

Migren belirtileri nelerdir?

Migren bir beyin hastalığı olarak düşünülse de tamamen bedenden kaynaklanan bir hastalıktır. Migrende baş ağrısı ön plandadır. Bu nedenle sadece bir baş ağrısı olarak bile algılanabilir ama tüm bedeni ilgilendiren bulantı, kusma, ishal, terleme, yorgunluk benzeri şikâyetler çoğunlukla baş ağrısına eşlik eder. Huzursuzluk, sinirlilik gibi duygu durumlarıyla birlikte koku, ses ve ışığa karşı aşırı hassasiyet genel belirtilerdir. Yarım ya da tam görememe, konuşma güçlüğü, uyuşukluktan yarı felce kadar değişen güçsüzlük, dengesizlik, baş dönmesi ve nadiren bayılma gibi fokal nörolojik bulgular da gelişebilir. Tüm migren belirtilerinin temel özelliği geçici olmalarıdır. Kalıcı hasar oluşturmazlar.

Migren yalnızca baş ağrısı atağı olarak bilinse de başlangıcından sonlandığı zamana kadar pek çok faklı dönemi bulunur. Migren hastalarının %20'sinde ağrı hep aynı tarafta görülse de çoğunlukla enseden başlayarak tüm başa yayıldığı da görülür. Ağrıya, iştahsızlık, bulantı, kusma, ışık ve sese karşı duyarlılık gibi belirtiler eşlik eder ve bazı hastalarda bu semptomlar ağrıdan daha fazla yakınmaya yol açar. Çoğunlukla hastanın ağrısı uykuya yakın dönemde hafifler.

Migren atakları, prodrom dönemi ile başlar. Bu dönem, ağrı başlamadan önceki saatlerde meydana gelen, depresif ya da uçlarda gezen ruh hâli varlığı, artmış duyarlılık hâli, durgunluk, donukluk, düşüncelerde yavaşlama, kelime bulmada güçlük, konsantrasyon ve dikkat eksikliği gibi nöro-psikolojik belirtilerin yanı sıra ense sertliği, şişlik hissi, kabızlık ya da ishal, hâlsizlik, iştah artışı ya da kaybı, aşırı susama ve sık idrara çıkma gibi belirtileri kapsar.

Prodrom döneminden sonra aura dönemi başlar. Bu dönem yaklaşık olarak 5 ile 20 dakika içinde gelişir ve çoğunlukla 60 dakika içinde sonlanır. Görsel semptomların yanı sıra vücudun bir yarısında, yüzün ve dilin bir bölümünde uyuşma, iğnelenme, karıncalanma gibi hissiyatlarla da kendini gösterir. Ağrı dönemi ise genellikle ense, başın arka kısmı ve başın bir tarafında başlayan rahatsızlık, ağırlık ve belli belirsiz ağrı hissi ile başlar. Yaklaşık 30 dakika ile 120 dakika sonrasında ise şiddetli, zonklayıcı ve basınç hissi yaratan ağrı hissedilir ve bu durum saatler hatta 2-3 gün sürebilir. Bu dönem içinde, tipik olarak hastaların üçte ikisinde, başın tek tarafında hissedilen ağrının şiddeti değişken olabilir.

Ağrı sonrası olarak bilinen postdrom döneminde bitkinlik, bezginlik ve yorgunluk hissi bulunur ve ağrının azalması ile birlikte rahatlama hissi oluşur. 

•    Tek taraflı şiddetli baş ağrısı,

•    Aşırı duyarlılık,

•    Dikkatte azalma,

•    Aşırı ve gereksiz neşelenme ya da durgunluk,

•    Konuşurken takılma,

•    Kelime bulma zorluğu,

•    Artan ışık-ses-koku duyarlılığı,

•    Uyuma isteği,

•    Tatlı yeme isteği,

•    İştahsızlık ya da iştah artışı,

•    Karında şişlik hissi,

•    Aşırı su içme,

•    Kabızlık ya da ishal hali,

•    Halsizlik,

•    Çarpıntı, şeklindedir.

Bu özelliklerin bir ya da daha fazlasının varlığı migren tanısını da netleştirir.

Migren çeşitleri nelerdir?

Migren auralı migren ve aurasız migren olarak iki gurupta incelenmektedir. Bunlar dışında daha az rastlanan komplike migren, oftalmik migren ve hemiplejik migren gibi migren çeşitleri de vardır.

Auralı Migren: Auralı migren, baş ağrısı ortaya çıkmadan bazı başka belirtilerle ortaya çıkar. Bu migren türünde genetik faktörler baskındır. Auralı migreni olan kişilerde parlak ışıklar görme, sağ ya da sol gözde görme sıkıntıları, karanlık noktaların belirdiğini görme gibi belirtiler görülür. Bu migren türü %15 oranında görülen bir migren türüdür. İlk belirtiler 15-20 dakika görüldükten sonra baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Migren atağı en çok auralı migrende yaşanıyor. Migren atağı ne demek, diye soruyorsanız yukarıda saydığımız belirtilerin aniden ortaya çıkması olarak düşünebilirsiniz.

Aurasız Migren: En fazla görülen migren türüdür. Baş ağrısıyla başlar ve baş ağrısıyla devam eder. Aurasız migrende görülen belirtiler bu migrende görülmez. Risk taşımayan bir migren türü olarak bu migrene oldukça sık rastlanır. Yarım migren belirtileri olarak düşünebileceğimiz bu belirtiler baş ağrısı odaklıdır.

Hemiplejik Migren: Felç ya da komaya yol açabilen riskli bir migren türüdür. Çok nadir görülen bu migren türünde görme bozukluğu, konuşma bozukluğu ve uyuşukluk gibi belirtiler görülür.

Baziler Migren: Neredeyse yok denecek kadar az görülen bir migren türüdür. Bulantı, baş dönmesi, çift görme gibi belirtilerle ortaya çıkar. Özel tedavi gerektirir.

Abdominal Migren: Baş ağrısı olmadan mide bulantısı ile ortaya çıkan migren türüdür. Üç gün sürebilen karın ağrılarıyla devam edebilir.

Retinal Migren: Geçici körlükle ortaya çıkan migren türüdür. Hasta migren başladığında bir gözündeki görme yetisini kaybeder.

Migren ataklaının nedenleri nelerdir?

Migrenin özelliklerinden bir diğeri de atağın ortaya çıkışıyla ilişkili gösterilen “tetik faktörler”in varlığıdır. Bu faktörlerin aurasız migrende %90, auralı migrende %60 oranında olduğu bildiriliyor. Bunların başında stress, açlık, öğün atlama, uyku düzenindeki sapmalar, ağır kokular, bazı yiyecek ve özellikle alkollü ve özellikle mayalı içecekler, hava değişimi ya da lodos ve adet dönemleri sayılsa da, bu tetik faktörlerin tümü her migrenli için geçerli değildir. Bazı besinlerin atakları tetikleyebilecekleri sıklıkla konuşulmakla birlikte, bu etken migrenlilerin sadece küçük bir bölümü için geçerlidir ve kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Hazır çorba, konserve sebze ve et, salamura, salam, pastırma, sucuk, jambon gibi aşırı tuz içeren gıdalar, bazı peynirler, bakla, fasulye, incir, avokado, erik gibi tiramin içeren ve çay, kahve, kolalı içecekler, çikolata gibi feniletilamin içeren yiyecekler, süt ve süt ürünleri, ayrıca çok tatlı gıdalar ve bazı kişilerde gluten içeren yiyecekler de atakları tetikleyebilir. Menstruasyon dönemiyle ilişkili östrojen düzeyindeki değişimler ve östrojenle ilişkili gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, postmenapozal hormon tedavileri durumlar duyarlı kadınlarda migren ataklarını tetikleyebilmektedir.

Migrende tedavi nasıl olmalıdır?

Migren tedavisinde kullanılan ilaçlar, baş ağrısı atakları sırasında ağrıyı ortadan kaldırmada ya da eşlik eden bulantı, kusma gibi belirtileri durdurmada veya sık gelen baş ağrısı ataklarının sıklığını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Migren tedavisine yönelik birçok ilaç mevcuttur.

Epilepsi, hipertansiyon, depresyon gibi başka hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçların, aynı zamanda migreni önlemeye veya rahatlatmaya yardımcı olduğu bilinir. Yeni dönem tedaviler arasında aynı zamanda estetikte de kullanılan botoks tedavisi de yer alır.

Özellikle, uzun süredir baş ağrısı olan ve çeşitli tedavi yöntemlerinden yararlanmayan, kullandıkları ilaçların yan etkilerini tolere edemeyen hastalara da botoks tedavisi önerilebiliyor.

Migrende botoks tedavisi

Botoks enjeksiyonları durumun tedavisinde etkili ve güvenli bir tedavi yöntemidir. Alın, şakak ve ense bölgelerinde migren ağrılarının tetiklenmesine sebep olan sinirlerin sıkıştığı noktalar bulunur. Migrende ağrılar bu noktalardan biri veya birkaçında başlar. Tedavide atakların başladığı yerler tespit edilir ve bu bölgelere siniri sıkıştıran kasların etkisiz hale getirilmesi için botoks uygulanır. Yaklaşık 5-10 dakikalık bir sürede tamamlanan botoks uygulamasının 6-8 ayda bir tekrarlanması gerekebilir.

Botoks uygulaması sonrası kronik migren hastaları o gün sıcak duş almazlar. Botoks tedavisinin etkinliği 4-10 gün içinde ortaya çıkar. Yan etkiler nadirdir; şişlik, kızarıklık ve hassasiyet gözlenebilir. Uygulama sırasında yapılan buz kompresi, şişlik ve ağrı oluşmasını engelleyebilir. Nadiren geçici olarak üst göz kapağında güçsüzlük ya da yüz kaslarında asimetri görülebilir.

Migren atakları başlamadan nasıl geçer?

Ağrı gelmeden saatler önce hasta şiddetli ağrısı olacağını fark edebilir. Bu dönemde gevşeme egzersizleri, baş boyun bölgesine yapılan masajlar rahatlama sağlayabilir.

Açlık hissi varsa bir şeyler yenilmelidir.

Ağrı kesici ilaçlar ağrı öncesi alınırsa daha faydalı olmaktadır.

Migrende kullanılan triptan içeren ilaçlar veya sıradan bir ağrı kesici bu dönemde ağrının gelmesini engelleyebilir.

Ağrı başladığı dönemde soğuk uygulama, başı sıkma ağrıyı azaltabilir.

Ağrı artmaya devam ediyorsa triptan grubu ağrı kesicilerden bir tane daha alınabilir. Ancak bu tür ağrı kesiciler 24 saat içerisinde ikiden fazla alınmamalıdır.

Her şeye rağmen ağrı devam ediyorsa karanlık sessiz bir ortamda uzanmak ya da uyumak ağrıyı azaltacaktır.

Migren ameliyatla tedavi edilirmi?

Migren ameliyatı son yıllarda yapılmaya başlayan natif bir tedavi seçeneğidir. Ameliyat ile ilgili geniş çalışmalar yoktur. Bu yöntem 2000’li yılların başlarında yüz germe ameliyatları sırasında migren özelliğinde baş ağrılarının azaldığının fark edilmesi sonrasında geliştirilmiştir. Alın boyun ve ense kısmının duyusunu alan ve migrende önemli olduğu düşünülen trigeminal sinirin etrafındaki baskıyı azaltmayı amaçlayan bir yöntemdir. Migren ameliyatının sonuçları kişiden kişiye farlı sonuçlar göstermektedir. Bu nedenle migren ameliyatı için kesin tedavi çözümü olduğu söylenemez.

Migren atakları için koruyucu tedaviler var mıdır?

Atakları çok şiddetli yaşayan, günlük yaşamını sürdürmekte zorlanan, ayda üçten fazla atağı olan hastalarda koruyucu ilaç tedavisi tercih edilebilir. Koruyucu ilaçlar kalp hastaları, epilepsi hastaları, psikiyatrik rahatsızlıkları olan hastalarda kullanılan ilaçlardır. Düzenli kullanıldığında migren ataklarını azaltmaktadır.

Propranolol (dideral), valproik asit (depakin), topiramat (topamax), amitiriptilin (laroxyl), venlafaksin (efexor), fluoksetin (prozac), essitalopram (cipralex), sentralin (lustral), flunarezin (sibelium) ve verapamil (isoptin) koruyucu olarak alınan ilaçlardandır.

Migren atakları yaşayanlara öneriler

Migren atağının uykuyla, açlıkla ya da yemekle ilişkisini fark edilmişse, önce bunların düzeltilmesi gerekir. Tetikleyicileri ortadan kaldırdıktan sonra en azından migren ataklarının azaldığını görüyoruz.

• Düzenli uyku,

• Ağrı kesiciler sık kullanılmamalı,

• Sigara içilmemeli,

• Karanlık, loş, sessiz bir odada dinlenilmeli,

• Ağrının olduğu tarafa soğuk kompres yapılmalı.

• Duş alınıp bol su içilmeli,

• Önce şakaklara, sonra da gözlerin dışa bakan tarafına hafif hafif bastırarak başa masaj yapılmalı,

• Kişiler doğum kontrol hapı kullanmamalı,

• El ve ayakları sıcak suya sokulmalı,

• Migren ilacı doktora danışmadan kullanılmamalı.

Migren tedavisi hakkında merak ettiğiniz konuları Elazığ Özel Mediline Hastanesi Nöroloji Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.



Sosyal Medyada Paylaşın: