Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Dünya nüfusunun 1,1 milyarının kilolu ve yaklaşık 400 milyonunun da obez olduğu bilinmektedir. Obeziteye eşlik eden en önemli hastalıkların başında Tip 2 Diyabet gelir. 2004 yılında dünyada 150 milyon Diyabet hastası olduğu ve bu sayının 2025 yılında 500 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Tüm diyabetiklerin yaklaşık yüzde 90’ını Tip 2 diyabetik hastalar oluşturmaktadır.Tüm dünyada sağlık giderleri için yapılan harcamaların yüzde 25’lik bölümü obezite, diyabet ve bunlara bağlı sağlık sorunları için yapılmaktadır.

Aşırı kiloya bağlı olarak ortaya çıkan Tip II diyabet, hastaların düzenli ve sürekli olarak insülin kullanmasına neden olmaktadır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise çok daha farklı hastalıkların ortaya çıkması da mümkündür.

Obezite ve Tip II diyabetin görüldüğü hasta sayısının dünya genelinde artış göstermesi nedeniyle çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. Medikal tedavinin tip 2 diyabeti tamamen iyileştiremediği sadece kan şekerini kontrol altında tutmayı hedeflediği bilinmektedir. Günümüzde ise uygun hastalarda metabolik cerrahi uygulamaları tip 2 diyabeti büyük oranda tam olarak tedavi etmektedir. Ameliyat şekline bağlı olarak oldukça başarılı sonuçlar alınan metabolik cerrahi sayesinde hastaların hem diğer sağlık problemleri düzelmekte hem de insülin kontrolü için gerekli medikal tedavilere gereksinim büyük oranda ortadan kalkmaktadır.

Tip 2 Diyabet hastalarının ameliyat yöntemi kullanılarak tedavi edilmesine metabolik cerrahi denir.

Metabolik cerrahi, son yıllarda tip 2 diyabette etkin olarak kullanılan bir metottur. Halk arasında buna diyabet veya şeker ameliyatı denir. Metobolik cerrahi aslında obezite, tip 2 diyabet, yüksek kolesterol ve hipertansiyonla kendini gösteren metabolik sendromun, çeşitli ameliyat yöntemleriyle tedavi edilmesidir. Metabolik sendrom tedavi edilmediğinde; kişinin günlük yaşamını engellemesinin yanında, organ hasarı ve kalp-damar hastalıklarına sebep olarak ölüme götürebilir. Erken tanı ve hızlı tedaviye ihtiyaç vardır. Metabolik cerrahide başarı oranı oldukça yüksektir. Bu tür vakalarda ilk başvurulması gereken yöntemdir.

Metabolik cerrahinin temel felsefesi ciddi kilo problem olmayan Tip 2 diyabet hastalarının ameliyatla tedavi edilmesidir. Metabolik cerrahi ameliyatları ince bağırsaklarda yer değiştirme işleminin yapıldığı bir operasyondur. Ameliyatla ince bağırsağın başlangıç ve son kısımlarının yeri değiştirilerek insülin hormonları aktif hale getiriliyor. Bu sayede hasta hem ömür boyu diyabet ilacı almaktan kurtulur hem de vitamin ve mineral bağımlısı olmaz.

Ameliyat sayesinde hastalar hem diyabet gibi hayati bir hastalıktan hem de bir ömür boyu mahkum oldukları ilaç ve insülinden kurtulurlar. Cerrahi yöntemle; diyabete eşlik eden obezite, yüksek tansiyon, kolesterol, trigiliserid, kilo fazlalığı ve uyku apnesi gibi sorunlar da kalıcı olarak çözümlenir.

Metabolik cerrahi tedavisinde başarı oranı yüzde 90’ın üzerindedir.

Metabolik Cerrahi Kimlere Yapılır?

Metabolik cerrahinin tip 1 diyabet olan hastalara bir yararı yoktur. Tüm şeker hastalarının yüzde 90’ı tip 2 diyabettir. Bu hastalar, metabolik cerrahi ile sağlığına kavuşabilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada yaklaşık 500 milyon tip 2 hastası vardır, bunların yüzde 90’ı fazla kilolu veya obezdir. Obezite kriteri olarak da Vücut Kitle İndeksi kullanılmaktadır.

Vücut kitle indeksini hesaplama yöntemini Obezite makalemizde (BKİ) Beden Kitle İndeksi kısmında detaylı olarak açıklanmıştır. 

Tıbbi sınıflamada vücut kitle indeksi 18.5-25 kg/m2 arasında olanlar normal kilolu, 25-30 kg/m2 arasındakiler fazla kilolu, 30-40 kg/m2 arsındakiler obez, 40 kg/m2’nin olanlar da morbid obez olarak isimlendirilir.

Metabolik Cerrahi (Tip 2 Diyabet yada Şeker Hastalığı Ameliyatı) Nasıl Uygulanır?

Vücut kitle endeksi 40 kg/m² üzerinde olan hastalara ve 30 kg/m² üzerinde olmasına karşın kan şekeri kontrolü düzensiz olan hastalara uygulanan şeker hastalığı ameliyatı metabolik cerrahi çeşitlerinden olmaktadır. 

Hastanın diyabette geçirdiği yıl sayısı, insülin alımı ve kan pigmentleri seviyeleri ameliyat kararında etkin rol oynayan özelliklerdendir. Bu ameliyatın etkin şekilde yapılması için pankreasın insülin salgılanması sağlanmalıdır. 

Ameliyat öncesinde bunların incelenip test edilmesi ve pankreas insülin kapasitesinin tükenmemiş olmasının belirlenmesi gerekmektedir. 

Diyabet cerrahisinin etkisinin yüksek olması diyabetin kısa zaman sürmesi, insülin takviyesi almayacak kadar sağlıklı bir pankreas sahibi olması ve ilaç kullanımı az olması gibi etkenlere bağlı olmaktadır.

Rahatsızlığın ameliyat ile çözümü doktor ve hastanın ortak kararı neticesinde alınmalıdır. Hastanın durumu, hastalığın hayatına etkisi, hastalığa bağlı oluşan komplikasyonlar bu konuda belirleyici olmaktadır.

İlk aşama olarak hastanın kan değerleri ve çeşitli verileri doktor tarafından incelenir. Kişinin ameliyatının yöntemlerini, yapılacak cerrahi müdahalenin şeklini bu veriler ve hastalık ile ilgili geçmiş, kullanılan ilaçlar gibi konular belirleyecektir. Yapılan analizler sonunda doktor tavsiyesi ve hasta onayı ile ameliyat başlar.

Şeker hastalığı ameliyatı genel olarak metabolik cerrahi yöntemleri adı altında bir dizi ameliyat silsilesi ile gerçekleştirilmektedir. Şeker hastalığını ortadan kaldırmak için hormonal değişiklikler sağlamak bu operasyonun asıl amacıdır. Şeker hastalığı ile beraber obezite sık sık görülür, şeker hastalığı ameliyatı bu iki sorunu da aynı anda ortadan kaldırması ile önemini ortaya koymaktadır.

Operasyon ilk aşamada mide üzerinde yoğunlaşmaktadır, midenizde açlık hormonu üreten ve açlık hissetmenize sebebiyet veren esnek yapılı bir kısım mevcuttur. Bahsi geçen kısım cerrahi müdahale ile alındığında yemek yeme isteğiniz ciddi oranda azalacak ve obezite sorunu biteceği gibi şeker rahatsızlığınızda azalacaktır ancak tek başına genellikle bu operasyon şeker hastalığını bitirmez, dolayısı ile ek operasyonlara ihtiyaç duyulur. Mide operasyonu tamamlandıktan sonra mide çıkışına inilir, mide çıkışı ile ince bağırsak arasındaki kısım 250 cm kesilir ve aynı işlem ince bağırsağın son kısmı ile de tekrarlanır. Bağırsağın son kısmında bulunan bölge özel bir hormonun salgılanması ile görevlidir, bu hormonun arttırılması için onun saf gıda ile direkt teması gerekmektedir ve yapılan işlemlerde ki temel amaç budur.

Operasyon tamamlandıktan sonra ince bağırsağın ilgili bölümünden eskiye nazaran daha fazla salgılanan hormonun pankreas üzerindeki baskıyı kaldırması ile insülin salgılama hızı ciddi oranda artar ve şeker hastalığı son bulur.

Farklı ameliyat türlerine sahip olan metabolik cerrahinin bazı ameliyatları şunlardır:

Gastrik Bypass Ameliyatı Nedir?

By pass kısa yolu kullanmak anlamına gelir. Gastrik Bypass genel cerrahide mideden barsaklara geçiş yolu oluşturulması anlamına gelir. Mide çıkısını tıkayan çeşitli hastalıklarda uygulanan bşir yöntemdir. Obezite cerrahisinde kullanılan anlamıyla ise Gastrik Bypass Midenin büyük kısmının devre dışı bırakıldığı, alınan gıdanın da bağırsakların neredeyse sadece yarısını kullanılarak sindirilmesini sağlayan bir cerrahi yöntemdir.

Mini Gastric Bypass Nedir?

Obezite cerrahisi yöntemlerden biri de Mini Gastrik Bypass'tır. Bu yöntem obezitenin tedavisi amaçlanan operasyonlar arasında en basit olan, kısa süre içerisinde gerçekleştirilen, hastanın hastaneden taburcu olma süresini kısaltan ve ekonomik maliyeti düşük olan gastrik bypass çeşididir. Operasyondan sonra yeterli bir şekilde kilo kaybı yaşanır. Ayrıca metabolik hastalıklardan olan tip 2 diyabet (şeker hastalığı) , kolesterol yüksekliği ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar yaşayan kişiler için de uygulanabilen bir gastrik bypass ameliyatı çeşididir.

Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) Nedir?

Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı obezite hastalarında midenin büyük kısmının çıkarılması ile zayıflamanın sağlandığı ameliyat yöntemidir. Kalan mide tüp şeklinde olduğu için tüp mide adını alır. İlk Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı duodenal switch ameliyatının parçası olarak 1988 yılında açık yöntemle uygulandı. 1999 Yılında ise ilk defa kapalı olarak uygulandı. 2001 yılından sonra ise çok kilolu hastalarda gastrik bypass ameliyatından önce ilk basamak cerrahi olarak uygulanmaya başlandı. 2009 yılından sonra ise popülerliği giderek artmaya başladı ve tek başına bir cerrahi yöntem olarak uygulanmaya başlandı. Özellikle laparoskopik olarak uygulanmaya başlaması ile bu operasyonu hastanede yatış süresinin kısalması, derlenme süresinin kısalması, daha az iz kalması ve ameliyat yeri fıtığı olasılığının azalması sayesinde çok popüler hale getirmiştir.

Duodenal Switch Ameliyatı nedir?

Obezite cerrahisi ameliyatları arasında yer alan ve uzun süredir uygulanan Duodenal Switch, hem kısıtlayıcı hem de emilimi azaltıcı etkileri olan ameliyatlardandır. Kısıtlayıcı ve emilim azaltıcı etkileri ile başarılı bir kilo kaybı yaşatan Duodenal Switch, aynı zamanda obezitenin neden olduğu diyabet başta olmak üzere diğer tüm metabolik sorunların çözülmesinde etkin rol oynuyor.

Duodenal Switch ameliyatının ilk aşamasında tüp midede olduğu gibi midenin %85’i çıkarılır ve mide tüp şekline getirilir. Bu kısım, gıda alımını kısıtlayan etkiyi oluşturarak kilo verilmesini kolaylaştırır.

İkinci adımda ise midenin çıkışında yer alan ve pylor adı verilen halka şeklindeki kas tabakasının birkaç cm ileri kısmından ve safra-pankreas sıvılarının döküldüğü yerin daha gerisinden on iki parmak bağırsağı kesilerek ayrılır.

Mide çıkışı ince kalın bağırsak bileşkesinden itibaren arkaya doğru 250 cm mesafede olmak üzere bağırsakla birleştirilir. Bu işlem sayesinde gıdalardan alınan yağ ve kalorinin emilim miktarı by pass ameliyatına göre daha da azaltılır.

Transit Bipartisyon Nedir?

Transit Bipartisyon Tip 2 Diyabet hastalığının iyileştirilmesinde tercih edilen ve geliştirilmiş metabolik cerrahi yöntemdir. İnce bağırsaklar üzerinden yürütülen operasyonun 1/3 son kısmı mideye natif olarak bağlanır. Bu sayede ince barsak hormonlarını uyararak şeker hastalığının kontrolünü sağlanmış olur.

Transit Bipartisyon ile birlikte kilo vermeye yardımcı olmak için yapılan cerrahi işlem günümüzde çok fazla tercih ediliyor. Restriktif (kısıtlayıcı) ve malabsorptif (emilimi engelleyici) özelliği ile başarı sağlayan cerrahi yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Restriktif (kısıtlayıcı) biraz daha açmak gerekir ise midenin % 70 kadarının alınması ile sonuçlanan cerrahi operasyonlardan bir tanesidir.

İleal İnterpozisyon Nedir?

İleal interpozisyon Tip 2 diyabet hastaları için kesin çözüm olarak görülmektedir. Ameliyat sonrasında yüksek tansiyon ve kolestrol tedavisi de sonuçlanacak hasta kısa sürede vücut sağlığına kavuşacaktır. Ameliyatta mide, tüp mide haline getirilerek süreç başlatılır. İnce bağırsağın son bölümü ile ilk bölümü yer değiştirir. Son bölüm on iki parmak bağırsağına bağlanır. Basit bir ameliyat değildir, uzman hekimin konforunda olmalıdır. Tip 2 diyabet hastalığının tamamen ortadan kalkması için yöntemlerden bir tanesidir. İleal İnterpozisyon ameliyatı sadece Tip 2 diyabet hastalarına uygulanabilir. Ameliyat öncesinde hastanın pankreas durumu dikkatlice incelenmelidir. Ve her şeyden önemlisi insülin üretme kapasitesi hala devam etmek zorundadır.

Bu ameliyat yöntemlerinin bazıları bağırsak konusundaki emilimi düzenlemekteyken bazıları da yemek yeme konusunda kısıtlamaya yönelik önlemler olmaktadır. 

Aynı anda ikisini de sağlayan ameliyat türleri de var olduğu gibi bunların yapılması için hastanın obezite düzeyi ve pankreas durumu göz önüne alınmaktadır. 

Hasta için etkili ameliyatın belirlenmesi için endokrinoloji uzmanları araştırma yapıp genel cerrahi uzmanları ile birlikte çalışmaktadırlar.

Metabolik Cerrahi Riskleri ve Yan Etkileri Varmıdır?

Metabolik cerrahi, son zamanlarda %90’a kadar başarı yakalaması sebebiyle tercih oranı sürekli artan bir yöntemdir. 

Diyabetteki tedavileri sonucu bazı hastalarda mineral kaybı veya ishal durumu görülebilir. 

Bazı hastalarda vitamin kaybı olarak meydana gelebilen bu yan etkiler uzun süreli olmayıp ameliyat sonrası birkaç haftalık bir süreçte doğal olarak geçmektedirler.

Her cerrahi operasyonun yan etkisi olduğunu düşünüldüğünde mühim olan operasyon ve etkilerini tartmak olacaktır. 

Operasyonun kazanımı ve kısa süreli sorunlar kıyaslanarak hasta tarafından karar verilmelidir. Her hastaya aynı sonucu sunmayan bu tedavi farklı hastalıklara da farklı şekilde çözüm olmaktadır. Böyle bir durumda tedavinin riskleri ve yan etkileri çok düşük olsa da göz önüne alınmalıdır. 

Diyabette farklı yan etkileri olmakla birlikte sorunu tamamen ortadan kaldıran tedavi normal bir şeker hastalığı tedavisindekinden daha çok yan etkiye sahip değildir.

Daha yüksek başarı oranı ve daha az yan etki için teknik donanımı ve uzman kadrosu ile Mediline Hastanesi bu ameliyatları başarılı bir şekilde yapmaktadır..

Metabolik cerrahi  hakkında merak ettiğiniz konuları Mediline Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.


Sosyal Medyada Paylaşın: