Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Diyabet Nedir?

Diyabet, pankreasın kan şekerini düzenleyen bir hormon olan insülini yeterince üretememesi ya da üretilen insülini kullanamaması ile kandaki şeker düzeyinin yükselmesi şeklinde özetlenebilir. Diyabetin tanımını biraz detaylandıralım…

Dışarıdan aldığımız besinleri bağırsaklarda parçalarız. Böylece besinler, hücrelerin ihtiyaç duyduğu glikoza dönüşürler. Glikoz, kana geçerek hücrelere iletilir. Kan şekerini düzenleyen insülin hormonu yardımıyla da hücrelerin içine geçer. İnsülin hormonu yetersizse ya da görevini yapamıyorsa  hücrelere ihtiyaç duyduğu glikoz iletilemez. Bu durumda kanda glikoz miktarı artar. Kandaki glikoz miktarı, kişinin diyabetli olup olmadığına dair bilgi verir. Söz konusu miktarı öğrenmek için kan şekeri ölçümü yapılır.

Diyabeti olmayan bir birey kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe başladıktan iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri düzeyinin bu değerlerin üstünde olması diyabetin varlığını gösterir.

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.

OGTT’de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.

Diyabet Kimlerde Görülebilir?

Tip II diyabet her yaşta ortaya çıkabilmesine rağmen tipik olarak çocuklukta veya ergenlikte başlar. Çocuk ve/veya gençlik döneminde ortaya çıkan Tip I diyabet, genellikle yüksek şeker koması ile birlikte ortaya çıkabilmektedir.

Daha yaygın görülen Tip II diyabet ise her yaşta ortaya çıkabilir ve çoğunlukla önlenebilir Çoğunlukla 40 yaşından sonra ortaya çıkan Tip II diyabet, ileri yaşlarda daha sık görüldüğünden yaş ilerledikçe karşılaşılabilen hastalıkların belirtileriyle karışabilmektedir.

Prediyabet nedir?

Prediyabet kan şekeri seviyesinin normalden yüksek olduğu (açlık kan şekeri 100 ile 125 mg/dl arasında) ancak henüz tip 2 diyabet tanısı alacak kadar yüksek olmadığı bir sağlık durumudur. Prediyabet, diyabetik olmadan önceki dönem veya gizli şeker durumu olarak ta anılabilir. Prediyabetik kişilerde tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve felç gelişme riski normal bireylere göre yüksektir. Ancak yaşam tarzı değişikliği sayesinde risklerin azalmasıyla birlikte prediyabetten diyabete geçişin % 40 ile % 70 arasında önlenebildiği kanıtlanmıştır.

İnsülin direnci, prediyabetin en önemli nedenidir. İnsülin direnci geliştiğinde, vücudumuzdaki hücreler insüline yanıt vermediğinden insülin kan şekerini hücre içine sokamaz. Pankreas, hücrelerin cevap vermesini sağlamak için daha fazla insülin salgılamak zorunda kalır. Sonunda, yüksek miktarda insüline rağmen kan şekeri azalmaz ve böylece prediyabet için bir ortam oluşur.

Açlık kan glikozu 100-125 arasında olanlar (bozulmuş açlık glikozu)

HbA1c % 5.7 - 6.4 arasında olanlar

OGTT 2. saatinde kan şekeri 140-199 mg/dl arasında olanlar (bozulmuş glikoz toleransı)

Prediyabet genellikle herhangi bir belirtiye neden olmaz. Öğrenmenin tek yolu ise kan şekeri ölçümü yaptırmaktır. Bu nedenle aşağıdaki diyabet risk faktörlerinden herhangi birine sahipseniz, prediyabet erken tanısı için kan şekeri testinizi yaptırma konusunda doktorunuzla konuşabilirsiniz.

Tip I Diyabet Nedir?

Tip 1 Diyabet, genellikle çocukluk çağında, idiyopatik yani nedeni bilinmeyen durumlar veya otoimmun hastalıklar veya enfeksiyonlar sonucu pankreasın yeterli insülin üretememesine bağlı olarak ortaya çıkan diyabet türüdür. Tip 1 diyabetli çocuklar ve yetişkinler, doktor ve diyetisyen kontrolünde uygulanan insülin tedavisi, beslenme tedavisi ve düzenli fiziksel aktivite ile sağlıklı bir yaşam sürdürebilir.

Diyabet belirtilerinin bilincinde olmak, hastalığın erken dönemlerinde kolay teşhis ve tedavi olanağı sağlamaktadır. Tip I diyabetin yani çocuklarda ve gençlerde başlayan diyabet hastalığının başlangıç şikayetleri şöyledir.

Sık sık idrara çıkmak,

Aşırı iştah, açlık hissetmek, çok yemek,

Kilo kaybı,

Halsizlik,

Güçsüzlük,

Bulantı,

Terleme,

Karın ağrısı,

Şuur bulanması,

Koma hali

Şikayetler çok belirgindir. Aile, çocuğunun kısa zamanda kilo kaybederken adeta eridiğini bildirir. Kan şekeri ölçümü ile teşhis konur. Tip I diyabetlilerin yarısına yakını, yüksek şeker koması ile tanınmaktadır. Bu nedenle benzer şikayetleri olan çocuklarda, diyabetin başlangıç belirtileri erkenden fark edilmeli ve tanı konulmalıdır.

Tip II Diyabet Nedir?

Tip 2 Diyabet, tüm diyabet vakalarının %90’ından sorumludur. Tip 2 diyabette, Tip 1 ‘den farklı olarak pankreastan insülin salınımı gerçekleşmekte ancak insülinin karaciğer, kas ve adipoz dokudaki etkinliği azalmaktadır. Tip 2 diyabet, genetik yatkınlığın yanı sıra şişmanlık , hareketsizlik gibi yaşam tarzı etmenlerine bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir.

Daha ileri yaşlarda başlayan Tip II diyabette ise belirtiler her zaman belirgin değildir. Yukarıda sayılan temel belirtiler her hastada görülmeyebilir. Sıklık ile görülen bazı şikayetler şöyle olabilir;

Halsizlik,

Güçsüzlük,

İştahsızlık,

Kaşıntı, döküntü

Yaraların geç iyileşmesi,

Ağız tadında değişiklik,

Gebeliğe Bağlı Diyabet Nedir?

Gebeliğe bağlı diyabet veya diğer adıyla ‘Gestasyonel Diabetes Mellitus’ (GDM), genelde hamileliğin ikinci yarısında meydana gelen ve son yıllarda daha sıklıkla görülmeye başlanan tıbbi bir durumdur. GDM'si olan bir kadının kan şekeri normalden yüksektir. İnsülin hormonu yemeklerle alınan şekerin kas, karaciğer ve yağ dokusundaki hücrelere girmesine yardımcı olarak kan şekeri seviyesini düzenler. Hamilelik sırasında insüline daha çok ihtiyaç duyulur, ancak hormonal değişimler hücreleri insüline karşı daha az duyarlı hale getirebilir. Normalde kan şekeri seviyesi yükseldiğinde, pankreas daha çok insülin salgılar. Ancak pankreas kan şekeri seviyesini kontrol etmek için yeterli insülin üretemediğinde, "glikoz intoleransı" oluşur; bu durum hamilelik sırasında meydana geldiğinde GDM olarak adlandırılır.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Alınmalıdır?

Birçok faktör kan şekerinizi etkileyebileceği için bazen ciddi problemler ortaya çıkabilir. Bu durumlar acil bakım gerektirir, çünkü tedavi edilmediğinde nöbetler ve bilinç kaybı (koma) meydana gelebilir.

Yüksek Kan Şekeri (Hiperglisemi): Kan şekeri birçok nedenden dolayı çıkabilir. Bunlar arasında çok yemek, hasta olmak, glikoz-azaltıcı ilaçlardan yeterli derecede almamak sayılabilir. Kan şekeri sık sık kontrol edilmeli ve sık idrara çıkma, aşırı susama, bulantı, bulanık görme, gibi yüksek kan şekeri belirtilerine dikkat edilmelidir.

İdrarda Keton Artışı (Diyabetik Ketoasidoz): Hücreleriniz enerjisiz kalırsa vücudunuz enerji elde etmek için yağ yakabilir. Bu da ketonlar olarak bilinen zehirli asitleri ortaya çıkarır. İştah kaybı, zayıflık, kusma, ateş, karın ağrısı gibi belirtilere dikkat edilmelidir. Reçetesiz satılan keton test kiti ile idrardaki ketonlar ölçülebilir. İdrarda fazla keton varsa derhal doktora danışılmalı ve acil bakım istenmelidir.

Hyperglisemik Hiperosmolar Nonketotik Sendromu (HHNS): Hayati tehlike arz eden bu durumun belirtileri arasında yüksek kan şekeri, ağız kuruluğu, aşırı susama, ateş, sersemlik, dalgınlık, görme kaybı ve halüsinasyonlar sayılabilir. Hiperozmolar sendromuna aşırı derecede yüksek kan şekerinin kanı koyu ve şekerli bir hale dönüştürmesi neden olur. Bu durum daha çok tip 2 diyabet hastalarında görülür ve genellikle öncesinde bir hastalık vardır. Bu sendromun belirtilerine sahip hastalar acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Düşük Kan Şekeri (Hipoglisemi): Kan şekeri birçok sebepten dolayı düşebilir. Bunlar arasında bir öğünün atlanması ve normalden daha fazla fiziksel aktivite yapmak sayılabilir. Bununla birlikte, düşük kan şekerine insülin salınımını artıran glikoz azaltıcı ilaçların alınması veya doğrudan insülin tedavisinin neden olma olasılığı daha fazladır. Kan şekeri düzenli olarak kontrol edilmeli ve terleme, açlık, titreklik, zayıflık, açlık, sersemlik, baş ağrısı, bulanık görme, kalp çarpıntısı, asabiyet, konuşma bozukluğu, dalgınlık, bayılma ve tutulma nöbetleri gibi düşük kan şekeri belirtilerine dikkat edilmeli ve tıbbı yardım alınmalıdır.

Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

Diyabet hastalığının kesin bir tedavisi yoktur. Ancak, diyabet teşhisi konulmuş hastalar doğru tedavi yöntemleriyle birlikte, sağlıklı beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak kaliteli bir yaşam sürebilirler. Şeker hastası bireylerin kan şekeri seviyesinin normal kabul edilen değerlerde olması büyük bir önem taşımaktadır. Böylece, hastalığın vücuda verebileceği zarar, en aza indirilmiş olur. Aynı zamanda, diyabet teşhisi konmuş bireylerin günlük hayatlarında kan şekeri değerlerini rutin olarak kontrol etmeleri gerekir. Kardiyovasküler hastalık görülme riskini arttırmamak adına tütün ürünlerinin kullanılmaması, tansiyon ve kolesterol değerlerinin normal düzeyde tutulması gerekir.Diyabet, bir süre boyunca ilaç kullandıktan sonra iyileşen ve yok olan bir hastalık değildir. Tam tersine bu hastalık, ömür boyu tedavi gerektirir. Tedaviye ilk aşama olarak beslenme şeklinin düzenlenmesiyle başlanabilir. İdeal kiloda olmak ve fazla kilolardan kurtulmak kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırır. İkinci aşama olarak düzenli egzersiz yapılmalıdır. Üçüncü aşamada ise alınan önlemlerle gerekirse ilaç tedavisi uygulanabilir. Diyabet hastalarının kullandığı ilaçlar 3 grupta incelenir. 

- insülin salınımını artıran,

- insülin direncini azaltan

- glikoz emilimini azaltan

Bu ilaçlardan hangisinin kullanılması gerektiğine glikoz değerleri ve insülin direncine göre doktorunuz karar verir. Şeker hastalarında glikoz kontrolünün yanı sıra, tansiyon ve kolesterolün kontrolü ve takibi de büyük önem taşır. Bu değerlerin hastalar tarafından gün içerisinde en az 3 defa kontrol edilip not alınması tavsiye edilir.

Diyabet hakkında merak edilen konuları Mediline Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.

Sosyal Medyada Paylaşın: