Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Bağımlılık bir maddenin ruhsal fiziksel ya da sosyal sorunlara yol açmasına rağmen kullanımın sürdürülmesi, alınma miktar ve sıklığının arttırılması, alınmadığı takdirde yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması sonucunda günlük hayatın sürdürülmesini imkansız hale getiren biyo-psiko-sosyal bir hastalıktır. Bu hastalık; kişinin ruhsal özelliklerine, genetik yatkınlığına, çevresel faktörlere, maddeye ulaşılabilirliğine, aile yapısına, toplumsal çevre ve kültürel özelliklerine bağlı olarak kişinin madde kullanmaya başlamasında önemli bir rol oynamaktadır. Madde kullanımında rol oynayan tüm bu sebepler kişilerin bağımlı olma riskini arttırmaktadır.

Risk altında olan kişilerin bağımlı olabilmesi için maddeyi ne kadar süredir kullandıklarının önemi yoktur, bir kez kullanım bile bağımlılığın gelişmesine neden olmaktadır. Bağımlılığın gelişmesi önce deneme amaçlı kullanım, sonrasında sosyal kullanım, bu aşamadan sonra kötüye kullanım ile birlikte bağımlılık ortaya çıkmaktadır. 

Mediline Hastanesi Psikoloji Bölümü uzmanı Psk. Kübra AYDIN, Biyo-Psiko-Sosyal Bir Hastalık olan Bağımlılık hakkında verdiği bilgilere göre;

Bağımlılık, hem bedensel ve ruhsal alanda ortaya çıkan klinik tablo, hem de uzantıları olan toplumsal sorunlar beraber düşünüldüğünde çağımızın en önemli sağlık sorunu olmaya aday görünüyor. Bu özellik gerek toplumun her kesimini ilgilendirmesi gerekse bir toplumdan diğerine sınır tanımaz yaygınlığı nedeniyle her geçen gün daha da büyük anlam taşıyor, taşıyacak. Bağımlılık tedavisi, yalnızca madde kullanan bireyi değil o bireyin içine doğduğu aileyi, ailenin parçası olduğu toplumu ve giderek o toplumda kültürel yapı özelliklerinden ekonomik işleyişe kadar geniş bir alanı ilgilendirmekte ve etkilemektedir. Çocuk, ergen ve genç erişkinlerde görülen madde bağımlılığı sorunu ülkemizde ve dünyada yeni karşılaştığımız bir sorun değildir. Sanayileşme, modernleşme ve kentleşmenin dayattığı bireysel ve toplumsal refah kavramları; her zaman beklenen sonucu vermemiş ya da istenen sonucu verse de beraberinde bireyi yalnızlaştıran, baş etmek zorunda olduğu problemlerin sayısı artarken, baş etme becerilerini azaltan ve bu durumda “çözümü” sağlıklı olmayan desteklerle ve dengelerle sağlayan bireyler ve gruplar oluşumuna neden olmuştur. İşte bu noktada ergenlikten yaşlılığa kadar uzanan geniş bir yelpazede madde bağımlılığı başlangıçta sorunlar nedeniyle ortaya çıkan iç sıkıntısı ve kaygıyı azaltmak için kullanılırken çok kısa bir süre sonra kendi başına diğer tüm sorunların toplamından daha önemli olmaya başlar. Önemli bir toplum sağlığı sorunu olan madde kullanımı ve bağımlılığı tedavisinde ve mücadelesinde amacımız hiçbir madde kullanımına başlanmamasını sağlamak,  sağlık ve yaşam kalitesini yükseltmek, madde kullanmadığı için gencin kendinden gurur duymasını sağlayarak madde kullanmayana destek olmak, madde kullanan ve bağımlı olanları da tedavi ve rehabilite ederek sağlığından sorumlu bireyler olmalarını sağlamaktır.

Bağımlılığının Belirtileri Nelerdir?

Madde kullanımının bireyler üzerindeki etkileri farklı olabilir ve madde kullanımını anlamanın dışarıdan bakıldığında (kullandığını görmeksizin) kesin bir yolu yoktur. Bu anlamda iyi bir iletişim her şeyden önce gelmektedir. Özellikle ergenlik döneminde gençlerde birçok davranış değişikliği görülebileceğinden madde kullanımı ile bu durumu karıştırmamak gerekir. Genel olarak bakıldığında uyuşturucu madde kullanıldığında bu duruma bağlı bazı davranışsal değişiklikler ve kullanılan maddelere bağlı bazı belirtiler görülür.

Aile ilişkilerinin azalması, aile ilişkilerinde sorunlar olabilir,

Birey daha çok yalnız zaman geçirmeye başlayabilir,

Arkadaş çevresi değişebilir,

Sosyal yaşantısı olumsuz etkilenebilir,

Okul başarısı düşebilir

Okul devamsızlıkları artabilir,

Para harcaması artabilir,

Eski alışkanlıklarını bırakabilir (Örn. spor yapmak, arkadaşları ile zaman geçirmek gibi),

Hayatını madde kullanımı devam ettirebileceği şekilde değiştirebilir (Örn. okulu bırakmak, işinden ayrılmak ya da daha az gereksinimleri olan işlere girmek gibi),

Kendine bakımı azalabilir,

Yalan söylemeye başlayabilir,

Eve geç gelmeye başlayabilir,

Yeme içme davranışında değişiklikler olabilir,

Evde değişik malzemeler bulabilirsiniz,

Kendini kesme, intihar girişimi gibi davranışları olabilir

Evden eşyaların kaybolması, para çalınması yaşanabilir.

Ruhsal değişiklikler görülebilir (ani duygu hali değişiklikleri, birden öfkeliyken ardından neşeli ve rahatlamış olmak gibi),

Duygu halinde dalgalanmalar, (öfkelilik, saldırganlıktan neşelilik, sakinliğe kadar değişen duygu hali),

Konsantrasyon bozuklukları ve unutkanlık, hafıza sorunları,

Engellenme durumlarında ciddi sinirlilik,

Genel bir isteksizlik,

Yorgunluk, halsizlik,

Bedensel belirtiler,

Gözlerde kanlanma, küçülmüş ya da büyümüş gözbebekleri,

Konuşmada bozulma, peltek konuşma gibi,

Aşırı terleme,

Tansiyon değişiklikleri,

Bulantı, kusma, iştahsızlık, kilo kaybı,

Yürümede güçlük, denge kaybı,

Uyku bozuklukları (aşırı uyuma ya da uykusuzluk şeklinde olabilir),

Vücutta yara izleri, enjeksiyon izleri,

Ağız kenarlarında yaralar, lekeler, elde yanıklar,

Eklem-kas ağrıları, kramplar,

Hayaller görme,

Zaman zaman gerçeği değerlendirmenin bozulması gibi.

Bağımlılık Tedavi edilebilir mi?

Bağımlılık yapıcı maddelerin, kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında fiziksel ve psikolojik tahribata yol açmaktadırlar. Fiziksel olarak bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalara ve buna eşlik eden bir dizi hastalıkla birlikte bu yolla gelen ölümlere bile sebebiyet verebilmektedirler. Psikolojik olarak da aklı ve iradeyi işlemez hale getirerek, kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırmaktadır.

Uyuşturucu madde kullanımı sırasında yaşanan bedensel sorunları gidermek için kişinin de içinde bulunduğu geniş kapsamlı bir tedavi ve rehabilitasyon programı gereklidir. Bağımlılık tedavisinde tıbbı müdahalenin ilk aşamasını oluşturan detoksifikasyon (arındırma) tedavisi, kişinin alkol veya maddeyi almadığında maddenin vücuttan çekilmesiyle ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini gidermeye yönelik uygulanmaktadır. Detoksifikasyon süreci tedavide tek başına yeterli olmayıp devamında terapi ve rehabilitasyon sürecinin başlaması, sağlıklı kalma sürecini uzatmaktadır.

Terapi aşamasında ise, kişinin kendisini tanımayı, uyuşturucu maddeyi kullanma davranışıyla başa çıkmayı, uyuşturucu madde kullanma nedenlerinin üstesinden gelmeyi, tekrar başlamaması için yapılması gerekenleri öğrenmeyi, altta yatan veya eşlik eden ruhsal sorunların tedavisini, dış dünyaya karşı kendisini hazırlamayı sağlamaya yöneliktir. Bu amaçla uygulanan bireysel ve grup terapilerinin bağımlılığın tedavisinde yeri büyüktür.

Uygulanacak tedavi yöntemi bireyin özelliklerine göre belirlenerek, süreklilik göstermeli ve kişinin değişen gereksinimlerine uyabilmelidir. Tedavide esneklik gösterilerek, uygulamalarda gerekli değişiklikler yapılabilmelidir. Tedavinin etkili olması, bireyin tedavide kaldığı süre ile yakından ilişkili olup süre uzadıkça başarı da artmaktadır. Tedavi sırasında yeniden başlama sık görüldüğünden, bireyin madde kullanımı olup olmadığı tedavi merkezlerinde yapılan testlerle sürekli takip edilerek kişinin kendisini kontrol etmeyi öğrenmesi sağlanır. Madde bağımlılığı kronik bir hastalıktır, diğer kronik hastalıklar gibi tekrarlayabilir ve yeniden tedavi gerektirebilir. Tedavi sırasında AIDS, hepatit, tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıklarının da takibi yapılarak hasta bu konuda bilgilendirilir.

Tedavi süreci hekimle hastanın birlikte karar verecekleri bir çerçevede ayaktan ve yatarak olmak üzere planlanır. Birçok hasta için ayaktan takip ve tedaviler yeterli iken; hastanın kullandığı maddeye, madde kullanım miktarı ve süresine, ek psikiyatrik sorunlarının olup olmamasına göre süreç yatarak tedavi, ardından ayaktan tedavi planı gerektirebilir.

Tedavi yöntemleri kişiden kişiye değişmekle birlikte; kişinin kendi yaşamını değiştirmeden, bulunduğu çevre ve koşullar içinde alkol veya uyuşturucu madde kullanmamayı öğrenmesi açısından genel olarak ayaktan tedavi daha başarılıdır. Ancak kişi kendisini alkol ve uyuşturucu maddeden uzak tutamıyor, arkadaş çevresinin baskısına karşı koyamıyorsa, bu durumda izole edilmesi yani hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi daha faydalı görülmektedir.

Tedavi sürecinde kişinin profesyonel destek alması iyileşme şansını artırmaktadır. Bunun yanında bağımlı bireyler hiçbir tedavi programına dahil olmadan da kendi irade ve kararlılıklarıyla bu süreci başarılı bir şekilde sonlandırabilirler; ancak bu evrede yaşanabilecek sağlık sorunları kişileri olumsuz etkileyebileceği için tekrar maddeye dönüş sağlanamaması adına destek alarak sürecin sonlandırılması daha sağlıklı olacaktır. Bağımlılık sürecinde kişi kendisini değişimlere hazırlamaya çalışırken ailenin de bu değişme destek sağlaması ve uyum göstermesi bu süreçte oldukça önemlidir.

Bağımlılık Tedavi Süreci Dönemleri Nelerdir?

Bağımlılık tedavisi, kişinin tedavisinde kullanıma sebep olabilecek faktörlerin saptanması ve bu ihtiyaçların alkol ve madde olmadan karşılanabilecek düzeye gelmiş olması hedeflenmektedir. Ancak bağımlılık tedavisinde bu noktalar eksik bırakıldığında ve kişinin tekrar kullanım olması durumunda hastalığın alevlenmesi ve kısa süre içerisinde sorunlu kullanım haline dönmesi beklenen bir durumdur.

Bağımlılık tedavisinde iyileşme kişiden kişiye bir takım farklılıklar gösterse de genellikle her dönemin kendine ait belli özellikleri vardır. 

1. Hastanın toplumdan izole edilmesi dönemi: Hasta bağımlılığının tedavi edilebileceği özel bir kliniğe yatırılır.

2. Detoksifikasyon (temizlenme) dönemi: Kullanılan madde tamamen kesilir ve yerine daha düşük fiziksel bağımlılık oluşturan bir madde verilir veya yoksunluk sendromunun hafif geçmesini temin edecek bazı sakinleştirici ilaçlar verilerek vücudun maddeden arınması sağlanır.

3. Rehabilitasyon dönemi: Madde kullanımına neden olan ve/veya zemin hazırlayan psikolojik ve sosyal problemlerin çözülmesine çalışılır. Bu dönem yıllarca sürebilir.

Bağımlılık tedavisinde başarı oranı nedir?

Bağımlılık tedavisinde kişinin tedaviye uyumu ve kişinin motivasyonu oldukça önemlidir. Alkol ve madde kullanıcıları ‘bu hastalığın bir tedavisi olmadığı' düşüncesindedir. Bu yanlış bir düşüncedir! İstekli ve kararlı olmak tedaviyi mümkün hale getirir.

Bağımlılık, şeker hastalığı gibidir. Tamamen iyileşmez ama düzelir. Tedaviye uyum sürecinde şeker hastalarının uyuşturucu madde kullananlara kıyasla tedaviye daha uyumsuz olduğu araştırmalarda gösterilmiştir. Fakat uyuşturucu madde kullanımında hastalığın tekrarı sadece fiziksel sorunlardan ibaret değildir. Sosyal, ekonomik ve adli sorunlar da beraberinde gelir. Diğer hastalıklara kıyasla uyuşturucu madde kullanımı, kişinin kendisinde ve ailesinde büyük yıkıma yol açtığı ve yaşam kalitesini düşürdüğü için hastalığın tekrar etmesi daha önemli hale gelir.

Bağımlılığın tedavisi uzun bir süreç gerektirir. Kişi tedavide ne kadar uzun süre kalırsa başarılı olma ihtimali de o kadar artmış olur. Başarılı bir sürecin devamı için kişinin kendisine bağımlı olduğunu hatırlatması, tedaviye uyum göstererek süreci yarıda kesmemesi gerekir. 

Tedavinin başarılı olmasını etkileyen en önemli faktör ise kişinin istekli ve kararlı olmasıdır. Tedavi süresince kişinin hayatındaki değişimlere ailenin de uyum sağlaması gerekir. Bu nedenle ailenin desteğinin sürece etkisi büyük önem taşır.  

Tedavinin türü kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu nedenle kişinin neye ihtiyacı olduğu, içinde bulunduğu çevre ve riskler göz önünde bulundurularak en uygun tedavi yöntemi uygulanmalıdır. Kişinin tedavi sürecinde profesyonel destek almasının iyileşme şansını arttırdığı unutulmamalıdır. 

Bağımlılık Tedavisi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bağımlılık tedavisi tamamlandıktan sonra hastanın terapilere düzenli olarak katılması tavsiye ediliyor. Bu sayede ilerleyen dönemlerde yaşayabileceği sorunlardan da kurtulacaktır. Hali hazırda çevresinde madde kullanan kimseler varsa bu kişiler ile iletişimi koparmalı ve kendine daha sağlıklı bir çevre edinmelidir. Sosyal çevre bu bağlamda büyük bir öneme sahip çünkü kişi her an uyuşturucu kullanımına bir kez daha adım atabilir ve bu da aldığı tüm tedavinin boşa gitmesine neden olacaktır. Tedavi sonrası kişi kendine hobiler edinebilir ve bu hobiler sayesinde zihni çok daha güzel şeylerle meşgul olacak ve uyuşturucuyu düşünmekten kurtulacaktır. Maddeyi hatırlatacak ya da aklına getirecek herhangi bir ortamda bulunmaması gerekiyor ve bu konuda ebeveynlerin ve yakın çevresinin de dikkatli olmaları gerekiyor.

Bağımlılık Tedavi Yöntemleri hakkında merak ettiğiniz konuları Mediline Hastanesi Psikoloji Bölümünden Psk. Kübra AYDIN'a sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.


Sosyal Medyada Paylaşın: