Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Aort anevrizması nedir?

Devamlı çalışan damarlarımız diğer organlarımız gibi bazı sebeplerden dolayı işlevini yitirebiliyor ve bu da sorunlara sebep oluyor. Damar hastalıkları tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlar oluşturabiliyor. Kardiyoloji Uzm. Dr. Murat HARMAN bir damar hastalığı olan aort anevrizmasıyla ilgili bilgi verdi.

Aort damarı, oksijenlenmiş (temiz) kanı kalbin sol karıncığından tüm vücuda dağıtan ana arterdir. Kalp her kasıldığında 120, gevşediğinde ise ortalama 80 mmHg olması beklenen basınç ile içerisinde kanın ilerlemesi ve tüm dokulara yayılabilmesi sağlanır. Aort kökü, çıkan aorta, arkus aorta, inen aorta torasik aortayı temsil ederken diyaframın altından itibaren bacaklara doğru ikiye ayrılana kadar devam eden diğer kısmı ise abdominal aorta (karın aortu) olarak adlandırılır. Abdominal aortada anevrizma, yani balonlaşma görülme olasılığı daha yüksektir. 65 yaş ve üzeri erkeklerde görülme sıklığı yaklaşık %5, kadınlarda ise %1-2’dir. Aort üç tabakadan oluşmaktadır. İç tabaka tek sıra endotel hücreleri, orta tabaka düz kas hücreleri, elastik ve kollajen lifleri, dış tabaka da yine elastik ve kollajen liflerden oluşur. İç tabaka, aterosklerozun yani damar sertliğinin geliştiği bölge, orta tabaka aort anevrizması oluşumunda rolü olan tabakadır.

Aortanın media tabakasında yer yer zayıflıklar ortaya çıktığında, aort içerisindeki kanın basıncının etkisi ile aortta balonlaşma ortaya çıkar. Aort çapı kişinin boy ve kilosuna bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 2,5-3,7 cm arasındadır. Aort çapının 1,5 katından daha fazla genişlemesi anevrizma olarak adlandırılır. Yırtılma riski oluşana kadar genişleme sürecinde çok belirgin şikayete rastlanmaması, bu hastalığın sinsi seyretmesinin en önemli sebebidir. Bu nedenle özellikle 40’lı yaşlarda itibaren risk faktörlerinin belirlenmesi ve olası aort anevrizmasının ekarte edilmesi için mutlaka kardiyoloji kontrolü önerilir.

Aort anevrizması ortaya çıkmasına neden olan faktörler nelerdir?

Yaş ilerledikçe anevrizma riski artar. Çünkü damar sertliği anevrizmanın en önemli sebebidir. Damar sertliği ile birlikte damar cidarının iç tabakasının bütünlüğü bozulur, iç tabaka ile orta tabaka arasındaki bağlantıda yoğun lipid ve iltihap hücrelerinin birikimi ortaya çıkmaya başlar. İltihap hücrelerinin salgıladığı bazı maddeler damarın orta tabakasındaki elastik ve kollajen liflerde yapısal bozulmaya sebep olur. Orta tabakanın da elastik bütünlüğü bozulduğunda damar içerisinden basınç ile dokulara gönderilen kan, bu gevşek bölgelerde baloncuk oluşturmaya başlar. Bazı enfeksiyon hastalıkları, Marfan Sendromu, Ehler-Danlos sendromu gibi genetik hastalıklar aort anevrizmasının sebebi olabilir.

Aort anevrizmasının ortaya çıkması olasılığı nasıl azaltılabilir?

En önemli sebep ateroskleroz olduğuna göre öncelikle damar sertliği ihtimalini azaltan önlemler en önemli koruyuculardır. Kilo kontrolü, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, hipertansiyonun teşhis ve tedavisi, sigara kullanılmaması, kan şekerinin takip ve kontrolü, kan lipid değerlerinin takibi ve optimize edilmesi, yapılması gereken temel tedavi stratejileridir. Daha sonraki aşama anevrizmanın teşhisi ve takibidir. Genellikle önceden belirti vermemesi sebebiyle düzenli hekim kontrolüne başvurmanız sessiz seyreden anevrizmaların teşhisi konusunda şüphenizi giderir.

Tedavi edilmeyen ve takibi yapılmamış anevrizmalarda iki ciddi sonuç ortaya çıkar. Bir olasılık anevrizmatik bölgenin basınç etkisi ile aniden yırtılması ve aort içerisindeki kanın bir anda vücut boşluklarına boşalmasıdır. Çok çabuk teşhis konmalı ve tedavi edilmelidir. Kardiyovasküler sistemin en acil durumlarındandır. 2. Olasılık aort diseksiyonu yani iç cidar yırtılmasıdır. Bu durumda aort içerisindeki kan vücut boşluklarına boşalmaz, aort dışına çıkmadan aortun tabakaları arasında birikir. Kalbin media tabakası dediğimiz orta tabakasında kan birikmeye başladığında hem damar iç boşluğuna hem de dış boşluğuna doğru giderek genişlemeye başlar. Belirli bir yoğunluğa ulaşıldığında damar duvarındaki kan kütlesi damarın gerçek boşluğunu tıkayacak kadar yoğun olabilir. Böylece bu bölgeden itibaren beslenen tüm dokuların kanlanması bozulacaktır.

Aort anevrizması ve diseksiyonunun belirtileri

1) Aort henüz yırtılmamışsa, ilk başlangıçta hiçbir belirti vermez. Aortun genişliği arttıkça çevre dokulara bası yaparak onlara ait belirtiler ortaya çıkarır. Karın bölgesinde müphem ağrılar, hazımsızlık hissi, karında dolgunluk hissi veya karında pulsasyon gösteren, yani kalp atışı ile hareket eden bir kitle görünümü tanımlayabilirler. Göğüs bölgesindeki aortun genişlemelerinde ise ses kısıklığı, yutma güçlüğü, öksürük, nefes darlığı gibi semptomlar henüz tanısı konmamış aort anevrizmasının ilk belirtileri olabilir.

2) Aortanın yırtılmasının en önemli belirtisi ağrıdır. Ağrının karakteri genellikle ani başlangıçlı, yırtılır karakterde, şiddeti azalmayan, çoğunlukla soğuk terlemenin eşlik ettiği bir ağrıdır. Yırtılmanın ortaya çıktığı bölge, ağrının lokalizasyonunu etkiler. Göğüste, sırtta, karında, omuzlarda ortaya çıkabilir. Damarın tam yırtılması ile aort içerisindeki kan vücut boşluklarına boşalır ve müdahale edilmediği takdirde dakikalar içerisinde aort damarı içerisinde dolaşan kan kalmayarak kişi şoka girer ve kaybedilir.

Aorta diseksiyonu gelişmiş ise bu yırtılmanın olduğu bölgeye göre ağrı, boyun damarlarına doğru yayılıyor ise senkop, inme; omurilik atardamarlarına ilerleme varsa boyundan veya belden aşağı olabilecek inmeler, komşu dokulara doğru açılacak olursa kalp zarına kan sızması ve tamponad ve şok, kan tükürme, gaytada yoğun kan görülmesi gibi onlarca belirti anevrizma, rüptür ve diseksiyonun belirtisi olabilir.

Sessiz aort anevrizmaları genellikle rutin tetkik sırasında saptanır. Kontrol edilemeyen hipertansiyon, AC grafisinde aortun kapladığı alanın fazla görülmesi gibi bulgular aort anevrizması olasılığının arttığını düşündürür.

Ekokardiyografide yani kalbin ultrasonografisi ile değerlendirilebilen bir ölçüm de aortun genişliğinin ölçülebilmesidir. Şüphelenilen vakalarda yemek borusundan yapılan ekokardiyografi, Bilgisayarlı tomografi, MR, aort anjiyografisi gibi tetkiklerden faydalanılabilir. Karın bölgesindeki aorta snevrizması tanısında da ultrasonografiden yardım alabiliriz öncelikli olarak.

Aort anevrizması görülme sıklığı nedir?

Hastalık sinsi seyreden ve çoğunlukla belirti vermeyen özelliktedir.  Görülme sıklığı 50 yaş üstünde 25/100000 dir. Ülkemizdeki nüfus yapısı dikkate alındığında yılda yaklaşık 3000-4000 civarında yeni hasta görülme şansı mevcuttur. Tanı sıklıkla başka bir sebeple yapılan tetkikler sırasında şans eseri konulmaktadır. Zira ülkemizde bu hastalığa yönelik bir tarama programı bulunmamaktadır.

Aort anevrizması kimlerde daha sık görülür?

Ailesinde aort anevrizması olan kişilerde

Beyin damarlarında anevrizma olan kişilerde                                        

İleri yaşta (70 yaş üstü)

Yüksek tansiyon yani hipertansiyon hastalarında

Sigara kullanan kişilerde

Aort kapağı doğumsal olarak iki yaprakçıktan oluşan kişilerde

Aort anevrizmasına ne zaman müdahale edilmelidir?

Anevrizma tedavi ve takibi, anevrizmanın boyutuna ve klinik durumuna göre yapılır. Başlıca ameliyat endikasyonları;

a) Semptomlu olması veya komplikasyon gelişmesi,

b) BT ile ölçülen aort çapının 5,5 cm’den büyük olması,

c)  Marfan sendromu veya pozitif aile hikayesi olanlarda aort çapının 5 cm’den büyük olması,

d) Aort kapak cerrahisi yapılacaklarda aort kökünün 4,5 cm’den büyük olmasıdır.

Bunlara ek olarak aort çapı yılda 0,5 cm’den daha fazla genişliyor ise hızlı ilerleme riski olduğu için 4,5 cm ve üzerindeki anevrizmalarda müdahale önemlidir. Aort anevrizmaları ameliyat veya endovasküler (girişimsel) yöntem ile (EVAR, TEVAR) tedavi edilebilmektedir.

Aort anevrizmaları nasıl tedavi edilir?

Aort anevrizmalarının tedavisi, açık ameliyat veya endovasküler onarım teknikleridir. Bunlar farklı uzmanlık alanlarından doktorların ekip olarak birlikte çalıştığı

karmaşık prosedürlerdir. Cleveland Clinic’te her yıl 1000’den fazla hasta anevrizma tedavisi görmektedir. Doktorunuz anevrizmanızın yeri, şekli ve

büyüklüğüne ve ayrıca yaşınız, genel sağlığınız ve görüntüleme testlerinden elde edilen bilgilere dayanarak sizin için en uygun tedaviyi önerecektir.

Eğer aortun uzun bir kısmı boyunca anevrizmanız veya çok sayıda anevrizmanız varsa, en iyi yaklaşım açık ameliyat ile endovasküler onarımın bir kombinasyonu

olabilir. Cleveland Clinic kalp damar ve damar cerrahları, bu melez yaklaşımın kullanılmasında dünyanın en deneyimli cerrahları arasında yer alır.

Açık cerrahi onarım

Açık cerrahi onarım sırasında, anevrizmanın yerine bağlı olarak göğüste veya batında bir kesi yapılır. Prosedür sırasında, aortun balonlaşmış olan hastalıklı alanına

astarlanan bir sentetik greft dikilerek yerine tutturulur ve böylece kusurlu bölgenin her iki taraftan normal aort ile bağlanması sağlanır. Prosedür tamamlanınca kan

damarının yeni ve sentetik kısmı normal ve sağlıklı bir aort gibi görev yapar. Cleveland Clinic cerrahları, aort anevrizmaları tedavisinde ileri cerrahi teknikler geliştirme

ve uygulamalarıyla dünya genelinde tanınmaktadır. Prosedür genellikle 3 ila 5 saat sürer ve ardından 5 ila 10 gün hastanede kalınır. Bazı hastalar nekahatlerini

tamamlamak için kısa süreli olarak bir rehabilitasyon tesisinde kalır. Çoğu insan normal yaşantısına 6 ila 12 haftada döner. Açık cerrahi onarım, uzun vadeli sonuçları

çok iyi olan, kanıtlanmış bir tedavidir. 

Endovasküler onarım

Endovasküler onarım, abdominal aort anevrizmasında hızla tercih edilen tedavi olma yönünde ilerlemektedir ve torasik aort anevrizması tedavisinde de gitgide daha fazla

kullanılmaktadır. Cleveland Clinic cerrahları bu gelişmiş anevrizma tedavi tekniklerine öncülük etmişlerdir. Endovasküler onarım prosedürü sırasında, cerrah

kasık alanında küçük kesiler yaparak, aorta bağlanan arterlere erişir. Arterlerin içinden geçirilen bir kılavuz tel aortun hastalıklı bölümüne doğru ilerletilir. 

Cerrah, röntgen ışını kılavuzluğunda, stent-grefti kılavuz tel üzerinden bir kateterin (uzun ince bir boru) içine yerleştirir. Stent-greft, aortun zayıflamış

alanını kuvvetlendirmek için kullanılan kumaş benzeri bir borudur ve metal tel stentlerle (çerçeve de denir) desteklenir.

Cerrah daha sonra stent-grefti kateterin içinde kılavuz tel boyunca hareket ettirerek, anevrizma alanına ilerletir. Burada kateter geri çekilir ve stent-greft

anevrizmanın iki yanında bir yay gibi genişler. Sağlam bir şekilde yerine yerleştikten sonra, stent-greft, kanın anevrizmayı itmeden akabileceği yeni bir geçiş yolu

görevi görür. Anevrizmanın üzerine uygulanan basınç olmadığından, zamanla anevrizma küçülür. Endovasküler onarım şu avantajları sunar:

Prosedür tipik olarak 1 ila 3 saat sürer ve hastalar prosedürden birkaç gün sonra eve gidebilir.  Açık cerrahi tekniklere oranla, kesiler daha küçüktür ve daha az travma vardır

Çoğu insan normal yaşantısına 2 ila 6 hafta içinde döner.

Endovasküler stent-grefti olan hastalar düzenli aralıklarla doktorlarına geri dönmeli ve stent-greft konumu bir BT taramasıyla izlenmelidir.

Tedavi sonrası Takip Bakımı

Doktorunuz, bir fizik muayene ve tanısal testler yapılması için sizi düzenli aralıklarla görmek isteyecektir. Doktorunuz bu ziyaretlerden edinilen bilgileri kullanarak

tedavinizin ilerlemesini izler. Takip randevularının ne sıklıkta alınması gerektiğini doktorunuza sormalısınız. Eğer size anevrizma teşhisi konulduysa veya

anevrizma tedavisi gördüyseniz, kalp açısından sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemeniz önem taşır. Sağlık ekibiniz hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı

olabilir, ancak ilaçları reçetede belirtildiği gibi almak, takip randevularınıza gitmek ve tedavi ekibinin aktif bir üyesi olmak yine sizin görevinizdir. Sağlığınızı

iyileştirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

- Sigarayı bırakma

- Yüksek kolesterol tedavisi

- Yüksek tansiyon ve diyabeti kontrol altına alma

- Düzenli egzersiz

- Kalp açısından sağlıklı beslenme

- Sağlıklı kiloda kalma

- Stres ve öfke kontrolü

- Reçeteli ilaçlarınızı belirtildiği gibi almak

- Doktorunuza düzenli olarak takip ziyaretleri

Aort anevrizmasının önlenmesi mümkün mü?

Aort anevrizması, daha çok sigara içen, yüksek tansiyonu olan ve ailesinde anevrizma hastalığı olan kişilerde görülmektedir. Kısaca kalp ve damar hastalıkları açısından  genel risk faktörleri olarak tanımladığımız bu faktörlerden sigara ve yüksek tansiyon kontrol altına alınabilecek faktörlerdir. İnsanın genetik yapısı ise değiştirilemez. Öte yandan hastalığın ilaçla tedavisi mümkün değildir.

Beyine giden damarların da içinde olduğu anevrizmalarda ise "hibrid" yöntem adını verdiğimiz teknikler kullanılarak hastaların ameliyat sırasında maruz kalacakları riskler azaltılma yönüne gidilir. Bu yöntemde sıklıkla kalp durdurulmadan beyine giden damarlara baypas yapılır ve genişleyen anevrizmatik bölge içeriden endovasküler greft adını verdiğimiz bir suni greftle devre dışı bırakılır. Bu ameliyatların "Hibrid Ameliyathane" adını verdiğimiz özel mekanlarda yapılması gereklidir. 

Abdominal Aort Anevrizması

Abdominal Aort Anevrizması hayatı tehdit eden çok ciddi bir hastalıktır. Karın boşluğu içerisinde aort damarının genişlemesi “ Abdominal Aort Anevrizması” adını alır. Normal şartlarda bu bölgede Aort damar çapımız 2-2.5 cm civarındadır. Bu çapın 4 cm ve üzerinde olması durumunda “anevrizma” dan bahsedebiliriz. Aort anevrizmaları içerisinde en sık görülen anevrizmadır.

Son yıllarda hastalığın tedavisinde büyük aşamalar kaydedilmiştir. Eskiden oldukça büyük kesilerle karın açılarak hastalıklı bölge çıkarılıp oraya suni bir damar dikilerek yapılırdı. Günümüzde ise artık bu yöntem yerini uygun hastalarda kasık bölgesinden yapılan ufak kesilerle damar içerisine yerleştirilen bir stente bırakmıştır. Kısaca endovasküler tamir adını verdiğimiz bu yöntem hasta açısından büyük rahatlık sağlamıştır. Eskiden açık cerrahi ile yapılan ameliyatlarda hastalar 1-2 gün süre ile yoğun bakım ünitesinde ve sonrasında değişen şartlara bağlı olarak 5-7 gün süre ile hastanede kalırlardı. Açık cerrahide, kanama dolayısıyla kan kullanımı, enfeksiyon oranları oldukça yüksekti. Ayrıca hastaların normal hayatlarına dönmeleri her şey yolunda giderse 1, 1.5 aylık bir süreci içermekte idi. Endovasküler tamir yönteminde ise hastalar 1-2 gün içerisinde hastaneden taburcu olabilmekte ve sonrasında yaklaşık 1 hafta içerisinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Ayrıca kan kullanımı ve enfeksiyon oranları açık cerrahi yöntemle karşılaştırıldığında yok denecek kadar azdır. Ancak bu yöntem her abdominal aort anevrizması hastası için uygun olmayabilir. 

Aort anevrizmasının karın bölgesinde iç organlarımıza uzandığı durumlarda ise iç organlarımıza giden damarlara baypas yaparak gene içeriden endovasküler greft kullanarak bu anevrizmayı devre dışı bırakma şansına sahibiz. 

Aort Anevrizması hakkında merak ettiğiniz konuları Mediline Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.

Sosyal Medyada Paylaşın: