Mediline Hastanesi Elazığ Mediline Hastanesi Elazığ
  • Yıldızbağları Mah. Yunus Emre Bulvarı No:133 /23100 Elazığ
  • 0 (424) 237 11 11
  • 7/24 ACİL

Aft, ağız ülseri veya aftöz ülserler olarak da adlandırılan ağız içi yaralar (halk arasında ağız yarası olarak da bilinir) en yaygın ağız sağlığı rahatsızlıklarından biridir. Elazığ Özel Mediline Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Uzmanı Dt. İbrahim DERTLİ, ergenlik çağındaki kişiler ve genç erişkinlerde ağız ülseri oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu, fakat bunun her yaştan insanda meydana gelebileceğini bildirmektedir. 

Aftöz ülser nedir? 

Klasik ağız yarası, ağız içindeki mukoza tabakası üstünde, kırmızı oval sınırlı yaralar halinde görülür. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda yayınladığı bir istatistik yok ama diğer ülkelerin verilerine bakıldığında, toplam nüfusun %20 ile %40'ı arasında kişi hayatının bir döneminde bu yaralarla karşı karşıya kalıyor. Bir diğer istatistik ise, kadınların erkeklere oranla bu yaralara daha yatkın olduğunu gösteriyor. Aft genellikle; yanak ısırma, dudak yeme veya darbe sonucu ağız içinde oluşan açık yaralar, baharat, çikolata, kahve gibi çeşitli gıdalara karşı hassasiyet, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri, hormon dalgalanmaları, bazı diş macunları ve gargara suları nedeniyle oluşmakla birlikte bunlardan farklı bir nedenden dolayı da görülebilir.

Aftöz ülser, kadınlar dışında en çok ergenlikte ve ergenliği takip eden 4-5 senelik süreçte görülmektedir. Yaş ilerledikçe (normal sağlık koşullarında) yaralar daha az görülmeye başlar. Bulaşıcı olmayan ağız ülserleri nedenleri arasında pek çok farklı sorun, kalıtımsal özellikler ve çevre koşulları gösterilse de bu yaraların tam olarak nedeni bilinmemektedir. Yukarıda sayılan nedenlere ek olarak kaygı ve stres gibi duygu durumları, bazı ilaçlar (ağrı kesiciler, beta blokerler, vb.) ağız içinde çeşitli bölgelerde ülser benzeri yaralara neden olabilir.

Aftöz ülser türleri nelerdir?

Şaşırtıcı gelebilir ancak birden fazla ağız içi yarası tipi vardır. Her ağrının farklı semptomları ve sonuçları vardır ve bazıları diğerlerinden daha yaygındır.

Minör aftöz ülserler;  En yaygın görülen ağız içi yarası (aft) türüdür. Bu yaralar küçüktür ve genellikle çapları 1 santimetreden daha ufaktır. Bunlar bir ya da iki hafta içinde iz bırakmaksızın iyileşmektedir.

Majör aftöz ülserler;  Bunlar daha şiddetli bir aft türüdür, neyse ki minör aftöz ülserler kadar yaygın değildir. Yaraların çapı genellikle 1 santimetreden daha büyüktür. Minör aft yaralarından daha büyük olmalarının yanı sıra daha derin olabilirler. Majör aftlar çok acı verici olabilir. Bu yaraların iyileşmeleri altı hafta veya daha fazla sürebilir ve geniş yara izleri bırakabilirler.

Herpetiform ülserler;  Çok nadir görülen bu ülserler, ağız içi yarası olan çok az kişiyi etkilemektedir. Adının herpetiform olmasına karşın, herpes virüsünden kaynaklanmaz. Bunlar 10 ila 100 aft arasında vücudun herhangi bir yerinde gruplar hâlinde oluşur ve bu küçük aft grupları bazen büyük bir ülsere dönüşebilir. Buna rağmen, bunlar genellikle yaklaşık bir hafta içinde iyileşirler ve yara izi bırakmazlar.

Ağız içi yarasının nedenleri nelerdir?

Ağız içi yaralarının tam nedeni henüz bilinmemektedir. Teoriye göre, oral ülserler, vücudun beyaz kan hücreleri, bağışıklık sistemi bozukluğu nedeniyle sağlıklı hücrelerin yerine ağzın içindeki hücrelere saldırdığında ortaya çıkar. Tekrarlayan (rekürran) aft sorunu olan kişilerin genellikle aynı rahatsızlığa sahip aile bireylerinden oluştuğu için bu yaraların kalıtsal olabileceğini belirtmektedir. Aile bağlantısına genlerden ziyade ortak çevresel faktörler de neden olabilmektedir, dolayısıyla konuyla ilgili daha fazla araştırma gerekmektedir.

Ağız içi yarasının özellikle çocuklarda beslenme eksikliğiyle ilişkili olduğunu belirtmektedir. B12 vitamini eksikliği veya kalsiyum, folik asit veya çinko gibi bir besin öğesi, ülserimsi salgına neden olabilir veya bunu daha da kötüleştirebilir.

Araştırmacılar, bir kişinin ağız içi yarası salgını yaşamasında birden fazla faktörün etkili olabileceğini düşünmektedir. Bu faktörler çevresel tetikleyicilerin ve belirli sağlık rahatsızlıklarının bir birleşimini içerebilir.

Ağız içi yarasının muhtemel birçok tetikleyicisi vardır. Bazen, oral dokularda meydana gelen küçük bir yaralanma gibi basit bir şey buna sebep olabilir. Agresif şekilde diş fırçalama, yanlışlıkla yanağı ısırma veya keskin bir mısır cipsi yerken, dental bir aygıtın (protez gibi) keskin kenarından ya da ağız dokunuza değecek şekilde çatlak veya kırık bir diş sürtünmesinden de kaynaklanabilir.

Ağız içi yaraları ayrıca gıda duyarlılıkları tarafından da tetiklenebilir. Herhangi bir yiyeceğe duyarlı olunsa da, ağız içi yaralarıyla ilgili asıl etkenlerin çikolata, kahve ve narenciye olduğunu belirtilmektedir. Baharatlı veya asitli yiyecekler de oral dokuları tahriş edebilir ve bu da ağız içi yarasına yol açabilir.

Stresin çok sayıda hastalığı tetiklediği zaten bilinmektedir, dolayısıyla ağız içi yarası için de şüphelenilen bir tetikleyici olması şaşırtıcı değildir. Stres ve ağız içi yarası arasındaki bağlantı tam olarak anlaşılamamıştır. Teoriye göre stresli insanların yanaklarının iç kısımlarını ısırma ihtimali daha yüksektir ve bu travma akabinde ağız içi yarasına yol açabilmektedir.

İnflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) olarak bilinen sindirim sorunları grubu, aftöz ülserlerle ilişkilidir. Sindirim sisteminde iltihaplanmaya neden olan Crohn ve ülseratif kolit hastalığı ayrıca ağız içi yaralara yol açabilir. 

Bağışıklık sistemine saldırılarda bulunan hastalıklar sıklıkla aftöz ülserlere de neden olur. HIV ile yaşayan insanlarda, bağışıklık sistemleri baskılandığı için sıklıkla ağız içi yarası ve başka ağız sağlığı problemleri oluşmaktadır. Ülserlerin neden olabileceği yeme ve konuşma zorluğu ilaç almayı ve iyi şekilde beslenmeyi zorlaştırabilmektedir.

Lupus ve Behçet hastalığı da ağız içi yarasıyla bağlantılı olabilen rahatsızlıklardır. American Behcet's Disease Association'a göre ender görülen bu otoimmün hastalık vücudun her yerinde iltihaplanmaya neden olmakta ve ağız da bu durumdan etkilenmektedir. HIV pozitifseniz veya immün yetmezliğiniz varsa, ağız ağrılarını ve ağız içi yaraları kontrol etmeyle ilgili Elazığ Mediline Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümümüzden randevu alarak uzman hekimlerimizle görüşebilirsiniz.

Aftöz ülserin en yaygın bilinen nedenleri şunlardır;

Helicobacter Pylori: Bazı araştırmalar, peptik ülsere (mide ülseri) neden olan "helicobacter pylori" bakterisini, ağız içinde oluşan yaraların nedenleri arasında göstermektedir.

Ülseratif Kolit: Kolon ve rektumun iç çeperinde ülserlere ve tahrişe neden olan "ülseratif kolit" ile kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığı olan "Crohn hastalığı" tekrar eden aftlara neden olabilir.

Çölyak Hastalığı: Glüten intoleransı nedeniyle bağırsaklarda sorunlara yol açan çöyak hastalığı bazı vitamin ve minerallerin vücut tarafından emilmesine engel olarak aft yaralarına yol açabilir.

Behçet Hastalığı: Göz iltihabı, genital bölgede oluşan yaralar ve aftlar Behçet hastalığının karakteristik belirtileri arasındadır.

Zayıf Bağışıklık Sistemi: Bağışıklık sisteminin zayıflatan hastalıklar ve enfeksiyonlar ağız içinde yaralara neden olabilir.

Ağız Bakım Ürünleri: Sodyum lauril sülfat içeren diş macunu ve gargara sularının aft oluşumu riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu ürünleri satın alırken ambalaj üzerindeki içindekiler bölümüne bakarak "sodium lauryl sulfate" içerip içermediğini öğrenebilirsiniz.

Adet Dönemi: Adet dönemindeki hormon dalgalanmaları aft oluşumuna yol açabilir.

Vitamin ve Mineral Eksiklikleri: B12 vitamini, folik asit, çinko ve demir eksikliği aftlara neden olabilir.

Bazı Gıdalar: Acı baharatlar, portakal, greyfurt, limon gibi asitli bazı besinler ve çok sıcak yemekler ağız yaraları nedenleri arasındadır.

Kırık Diş: Yanağınızı ısırmanıza neden olan kırık veya çarpık dişler ile ağzınıza tam olarak oturmamış dental uygulamalar (implant, kaplama..) aft riskini arttırır.

Ağız ülserleri nasıl tedavi edilebilir?

Birçok durumda ağız ülserlerinden gelen ağrı ve rahatsızlık birkaç gün içinde azalır ve tedaviye gerek kalmadan yaklaşık 2 hafta içinde kaybolur. Ağız ülserleri ağrılı ya da sık tekrar ediyorsa, bir diş hekimi şişi ve ağrıyı azaltmak için çözüm önerebilir. Ayrıca, diş hekimi bir antimikrobiyal gargara veya merhem reçete edebilir.

Ağız ülseri evde tedavi edilebilir mi?

Ağız ülserleri genellikle bir ila iki hafta içinde kendiliğinden geçtiğini bildirmektedir.

Ağız içi yaralarınız iyileşirken, onları daha fazla arttıracak her türlü yiyecek ve içeceklerden uzak durmaya çalışın. Uzak durulması gereken yiyecek ve içeceklerden bazıları:

Cips veya tost gibi gevrek yiyecekler

Turunçgil veya domates gibi asitli meyveler

Tuzlu kraker veya çubuk kraker

Baharatlı yiyecekler veya acı biberler

Çay veya kahve gibi çok sıcak içecekler

Ağzınızı tuzlu su veya sodyum bikarbonat ile çalkalamak, iyileşmeyi hızlandırmaya ve ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. 

Ağzınızı tuzlu su ile durulamak için yarım çay kaşığı tuz ile bir bardak ılık suyu karıştırın. 

Sodyum bikarbonatla çalkalamak isterseniz, bir çay kaşığı sodyum bikarbonatı yarım bardak ılık suda karıştırın.

Meyan kökü çiğnemek inatçı ağız içi yaralarının iyileşme süresini hızlandırabilir.

Evde uygulanabilecek yöntemler ağız içi yarası için tek tedavi seçeneği değildir. Reçetesiz satılan birçok ürün de bulunmaktadır. Çok sayıda ürün bulunduğu için seçim yapmak zor olabilir. Gerekirse ağız içi yaralarınız için eczacınızdan veya diş hekiminizden reçetesiz satın alınabilecek uygun bir ürün önermesini isteyebilirsiniz.

Ağız ülserinden korunmak için genel önlemler

Tahriş edici maddelere maruz kalmanın azalması için ülser üzerinde bir bariyer oluşturan koruyucu macunlar.

Gümüş nitrat çubuğu kullanarak yüzeysel doku koterizasyonu.

Ağrıyı azaltmak için lokal anestezikler benzokain ve lignokain .

Sodyum lauret sülfat içermeyen ilaçlı diş macunu.

İkincil enfeksiyonu azaltmak için antibakteriyel ağız gargaraları. 

Ülserleri tetikleyen veya arttıran gıdalardan kaçınma .

Vitamin veya mineraller ile takviye.

Stresli durumlardan kaçınma.

Aftöz ülser  hakkında merak ettiğiniz konuları Mediline Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Uzman ekiplerine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Hekimlerimizden  online randevu alabilir veya +90 (424) 237 11 11 nolu telefonumuzu arayarak bilgi alabilirsiniz.

Önemli Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka hekimlerimize başvurunuz.


Sosyal Medyada Paylaşın: